Sokal Vakası, Amerikan Kültür Çalışmaları dergisi Social Text’te yayınlanan, aslında postmodernlerin birbirinin ne dediğinden hiç anlamadığını ve hatta anlamak istemediklerini ortaya koyan, bir postmodernizim eleştirisi getirmek için amaçlanmış bir skandal, deney, mizansen, parodi olarak tanımlanabilir.

Amerikalı fizikçi Alan Sokal tarafından, akademik çevrelerin postmodernizme bir kurtuluş ve bir çıkış noktası olarak neredeyse iman ettiği noktaya gelinmesi sonucu, bu kör imanı kanıtlamak için ’social text’te literatürde çok rastlanan çalışmaların bir taklidi ama kendisinin ifadesiyle safsata olan sınırların aşımı kuantum yerçekiminin dönüşümsel bir betimlemesine doğru adlı makalesinii yollayıp, derginin bunu ciddiye alıp, üstelik postmodernizmi ve toplumsal kurulmuşluk tezini eleştiren düşüncelere karşı seçkin bilim adamlarının verdiği yanıtlara ayrılmış özel bir sayısında yayınlanması sonucu bilim camiasında fırtınalar koparmış bir olguyu sorgulattırmıştır. Bunu da Bertrand Russell’ın ağzından dile getiriyorlar:

(more…)

Bayes

Etrafımızdaki her türlü olayda kullanılan, 1763′de Thomas Bayes tarafından Royal Society dergisinde ‘Essay towards solving a problem in the doctrine of chances’ (rastlantısallık doktriniyle problem çözümü) makalesiyle ortaya konan ve sonrasında Pierre Simon Laplace tarafından geliştirilen ve çağdaş yaşamın içine dahil edilen olasılık kuramı…

Raslantısal bir olayın gözleminden önce, öne sürülen varsayımlara ilişkin olasılıkların değerlendirilmesine dayanan bu istatiksel çıkarım yöntemine örnekler verirsek;

(more…)

En sevdiğim bir şeylerin tarihi kitaplarından biridir. Kudret Emiroğlu’nun bu kitapta yararlandığı kaynaklar arasında Murat Bardakçı, Metin And, Besim Atalay, Bahaddin Ögel, Hasan Erel, İsmet Zeki  Eyüboğlu, Ahmet vefik Paşa,  Gökhan Akçura gibi isimlerin eserleri vardır ve kitap 32 ytl’den fiyatlanmıştır ve de kesinlikle alınmaya değer bir kitaptır. Ayrıca Mario Levi’nin “tüketici davranışları” dersinde anlatageldiği sevdiği eserler arasında olup insan-eşya ilişkisine dair proje makalemde zevkle kullandığım bir kaynaktır…


sigmund freud’un, karamazof kardeşler’in almanca baskısının girişine yayınevinin önerisi üzerine yazdığı ve muhtelif iddiaların çoğuna göre, 2 sene sonunda(192 8) yayımlanan ve payel yayınları’ndan çıkan sanat ve edebiyat kitabında türkçe çevirisi bulunabilecek makalesinin ismi…

freud, bu makaleden dolayı tatmin olamadığını söylemiş ve yapısal olarak zayıf bulduğunu belirtmiştir. freud’un bu makalesi; yirmi yıl sonra tekrar histerik nöbet tartışmasına, oedipus karmaşasına ve suçluluk duygusu üzerine yeni ifadelerine ve mastürbasyonla, - yaşam öyküsünden ve de romanından-kumarbaz romanına isim olarak yer vermese de- aldığı kumar tutkusuna dair tiyolarla ilişkilendirmesine yer veren önem arzları dışında, ivan karamozof’un ağzından dillendirdiği “yalancılar! herkes babasının ölümünü arzular.”; sözüyle gelen anababa kavramına, liberalizmin yanlısı bir toplantıda çar’ı ve çarlık sistemini savunmasına rağmen, kendisini kürek mahkumu eden, idam cezasına çarptıran çar’a dair gerçekleşen sempatisinin, baba eksikliğine ve öz-cezalandırma ilişkisindeki rolüne ve tüm bunların üstünde gelmiş geçmiş en önemli yazarların başında gelen fyodor mihailoviç dostoyevski’nin, psikoanalizin kurucusu olan freud tarafından ele alınmasına dair tarihi önem taşır.

(more…)

zulkarneyn.jpg

İlahiyat mezunu olan ve Osmanlı Arşivi Tasnif Dairesi’nde personel olarak da çalışmışlığı bulunan ve bazen ’sayın ceviz kabuğu’ ile başlanmasına tesadüf ettiğimiz diyaloglara sahne olan programda da kitabın konusunu hakkında çıkan tartışmalara cevap veren İskender Türe’nin ilk ve pozitif bilim ile dinin bir türlü barışamadığı konulardan zülkarneyn hakkında yazdığı kitabı…

Tartışma programlarında, yayınlanmasının Yaşar Nuri Öztürk ve Aydoğan Vatandaş tarafından senalarına mazhar olmuş bu kitap, kategori olarak Ömer Çelakıl’ın kuran ı kerim in şifresi ya da Ahmed Hulusi’nin konu itibariyle ilintili muhtelif cinli şeytanlı kitaplarındaki gibi pozitif bilim-din ilişkisine parmak basanların arasına girebilir diyebiliriz.

(more…)

Levi’s’ın Free to Move Project

Levi’s’ın Free to Move Project adı altında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım öğrencilerinin çalışmalarıyla Manajans ve 41?-29! ‘un emekleriyle ve benim de 41?-29! bünyesindeyken nacizane proje yönetimimle oluşturulan online sergi, gerek özgürlüğüne düşkün ve harakete doyamayan Levi’s marka konumlandırılmasının gençler tarafından nasıl algılandığı ve görsel hafızada canlandığı, gerekse grafik-tasarım öğrencilerinin mesleki yaşamında reklam etkinliklerini birebir deneyimlemesi açısından önem arzediyor.

Öğrencilerin sesleriyle kendi çalışmalarını anlatıp, siteyi gezenlerin oy vererek değerlendirdiği bu keyifli e-sergiyi gezmek için buradan buyrun.

2046.jpg

“Bir aralar tartışma programlarının gözdesi eski mimar ve gazeteci Aydın Boysan nasıl bilim kurgu romanı yazardı?” sorusunun cevabı…

Roman, 2046 yılında Rumelihisarı’nda bir restoranda başlıyor. Restoranda yemek yiyen yedi kişilik bir arkadaş grubu, meçhul bir gök aracı tarafından kaçırılıyor ve kapo gezegenine götürülüyor. İşte roman da bu yedi kişinin kapo gezegeni’nde başlarından geçen olayları anlatıyor. Pek fazla heyecanlı maceralar değil daha çok gezegenler arası yakınlaşma ve bilgi alış-verişi temeline dayalı olaylar anlatılıyor hikayede. Teknolojik olarak dünya’dan oldukça ileride olan kapo gezegeni ve halkını tanımaya yönelik bir gezi aslında dünyalılar’ın gerçekleştirdiği. Bütün kitap boyunca çeşitli vesilelerle kapo toplumunun ekonomik, sosyal ve bilimsel gerçekleri hakkında bilgiler ve bu vesile ile aynı alanlar hakkında çeşitli fikirler ve tezlerden de söz edilmiş olunuyor kitapta.
(more…)

inovasyon.jpg

2007 kimi için iyi, kimi için kötü geçse de bilimsel inovasyon durmaz ve yeni teknolojik icatlarla hayatımızı kolaylaştırmayı hedeflemeye devam ediyor. Her ne kadar bilimin iyisi kötüsü olur mu tartışmaya açık olsa da 2007 yılının inovatif icatlarına dair değerlendirmeler da mevcut. Bunlardan biri Populer Science sitesinde görücüye çıkmış durumda. Otomotiv sektöründen, bilgisayar teknolojisine, enerjiden ev teknolojilerine kadar bir çok alanda uygulamaya sokulan ya da yakında hayatımızın içinde olacak inovatif çözümlere buradan ulaşabilirsiniz.


peyami safa‘nın iki dünya savaşı sonrasında oluşan ideolojilerin ve mutlakçı bir düşüncenin romanı olarak anılır. ferid karakterinin özeleştirileri ve yaşadığı pansiyonun sahibi vafi bey derken, tek içdünyasını analiz edebileceği aziz bey le olan dialogları derken bir bakmışın merhum matmazel noraliya nın evindesin.. ve o koltukta ferid in sanrıları başlar ve matmazel nam ı diğer nuriye ile temasa metapsişik yollarla geçer…ferid yalnızdır, çünkü ailesi tıpkı o dönemde okumuş bir çok aydın ve orta sınıf üzeri kimse gibi biyolojik benlerinin istekleri doğrultusunda yaşam hazlığındadırlar. iki bencil anne ve babanın çocuğu olarak yalnızlığı pek normaldir. köksüzlük hissi ile materyalizme olan bağlılığıyla, inançlı vafi bey’in dialogları ki mevlevidir bu arkadaş, garip bir hal alır..sonlara doğru kimilerine göre biraz sıkıcı hal alması, psikolojinin yoğunluğundadır kanımca.. ve mutlakçı düşüncenin kıskacından kurtulan ve kendisiyle barışan ferid hali pek haz vermeyebilir ama içsesin ferahlaması iyidir…bütünleşilen matmazelle mesut bitap bir halde, bütün korkularını ve sanılarını bir kenara bırakır.selma ve peygamberkaşlı fatma ve çıplak üryan vakalarına yapılan freud, adler ve jung göndermeleri de safa’nın dönemin ve günümüzün iyi romancısı olduğunun altında yatan anlamlı bir nedendir.. .

Johannes Vermeer

‘Jan Vermeer’ de denilen, still life tarzında, eşyanın tabiatı ve manası konusunda Sezar’ın hakkını Sezara ışıkla veren janr ustası hollandalı ressam, herkes dışarda fink atarken, o evinde öyle kurgularla resim yapmıştır ki ortaya çıkan çeşitlilik ve ihtişam mükemmeldir. Ne kadar sıradan denip geçilir bir müzik dersinin alınması, sütün dökülmesi, mutfakta geçirilen zaman, mektuplarla zaman geçirme gibi…An durur ve anlam olur…Aynı adlı, bilinen en ünlü resminin nasıl yapıldığının hikayesini anlatan “Girl with a pearl earring (inci küpeli kız)” filmi ise, sanatçının tarzına yakın bir görsel yönetmenlik başarısıyla çekilmiştir ve Match point, The Prestige, The Black Dahlia, Lost in Translation filmlerinden tanıyabileceğiniz Scarlett johansson, tam da Vermeer’in resmindeki gibi durudur, huzur verir…

resimleri ve Vermeer’in katkıda bulunduğu Hollanda kültürü için : www.essentialvermeer.com

Moğol Kurdu

Homeric imzasıyla çıkan Moğol Kurdu, türü itibariyle bir tarihi anı roman. “Türklerin soyu moğollardan mı geldi?” sorusuna ise cevap anlamında dokunduyor biraz. Bu kitabın türkiye’de popüler olmasının sebebi ise siyasete bulaştırılması.

Tarihi romanları okumayı tercih etmemdeki en büyük sebep, klasik tarih kitaplarının aksine, tarihsel bilgileri daha çabuk ve zevkli alabilmem. moğol kurdu’nu da bu yüzden tercih etmiştim. moğol yaşayışı biçimi ,inançları ,göç hayatı ve at üstündeki maceraları bana bu anlamda veriler sağladı diyebilirim. (more…)

Çalışmalarına her baktığımda, beni durduran trafik polisinin ’sadece iyi günler dilemek istemiştim’ tadında bir nostaljik ütopik aleme sevk edebilecek, grafik sanatçısı, karikatürist… Atatürk, 1928 yılında Latin Alfabesi’nin tanıtımı için gerekli kitabın kapağını kendisinin hazırlamasını istemiştir. ve biz şu an Türk Harf Devrimi’nin simgesi de olan kapağındaki kızı Ülkü’yle birlikte Atatürk temsilini, onun fikriyatıyla görmüş bulunmaktayız. Onun bu konuda seçilme sebeplerinden biri sanatçı yönünün dışında eski alfabedeki ustalığının yanında Fransızca ve İngilizce bilmesinden kaynaklı Latin Alfabesi’ne de hakim olmasından kaynaklıdır. Milli piyango basılı reklamlarından Türk Ticaret Bankası reklamlarına Tekel’den, Sümerbank’a, Yeşilay’dan İş Bankası’na, Pirelli’den Bayer’e, Kuru Kahveci Mehmet Efendi’den Spor Toto’ya hayata renk katan bir çok reklam görseli ona aittir.

Cumhuriyet rejimini idealize eden milli piyango resimleri sosyolojik ve siyaset felsefesi açısından da incelenmelidir; laikleşen Türkiye’nin sembollerini daha sonraya onun grafikleriyle gelecek neslin görsel hafızasına taşımasındaki en büyük etkendir ve evet bir nevi propaganda niteliği de taşır. Nedir bu semboller: 19 Mayıs’ın dinamik sporcu gençliği, balo resimleri, 23 nisan’da neşe dolan çocuklar, evde oturan mutlu aileler ve daha niceleri..

Sanatçı’nın koleksiyonunu toplama şerefi Ender Merter’e aittir.

sitesi için: www.ihaphulusi.gen.tr

« Previous PageNext Page »