<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Reha BAŞOĞUL</title>
	<atom:link href="http://rehabasogul.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://rehabasogul.wordpress.com</link>
	<description>Tasarım, sezginin görgü tanığıdır!</description>
	<pubDate>Sat, 08 Mar 2008 21:07:37 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=MU</generator>
	<language>tr</language>
			<item>
		<title>Dorian Gray&#8217;in Portresi - Oscar Wilde</title>
		<link>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/07/dorian-grayin-portresi-oscar-wilde/</link>
		<comments>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/07/dorian-grayin-portresi-oscar-wilde/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Mar 2008 22:55:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Reha Başoğul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kitap İncelemeleri]]></category>

		<category><![CDATA[oscar wilde]]></category>

		<category><![CDATA[roman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://rehabasogul.wordpress.com/?p=46</guid>
		<description><![CDATA[
Yaşadığı çağın ahlak yapısının ikiyüzlülüğüne sert tepkiler içeren serbest bir üslupla yazılmış roman ve aynı zihniyetin ışığında çekilmiş film. Oscar Wilde romanda, kendini tekrar etmekten çekinmez, Roman içerisindeki kimi bölümler önceki çalışmalarının tekrarıdır, hatta kimi zaman onu etkileyen yazarların kitaplarından neredeyse tıpı tıpına benzeyen alıntılar bile yapmıştır. Ama bu onun romanının güzelliğini ve akıcılığını perdeleyemez.
Daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div style="text-align:center;"><img src="http://rehabasogul.files.wordpress.com/2008/03/doriangray.jpg" alt="doriangray.jpg" /></div>
<p>Yaşadığı çağın ahlak yapısının ikiyüzlülüğüne sert tepkiler içeren serbest bir üslupla yazılmış roman ve aynı zihniyetin ışığında çekilmiş film. Oscar Wilde romanda, kendini tekrar etmekten çekinmez, Roman içerisindeki kimi bölümler önceki çalışmalarının tekrarıdır, hatta kimi zaman onu etkileyen yazarların kitaplarından neredeyse tıpı tıpına benzeyen alıntılar bile yapmıştır. Ama bu onun romanının güzelliğini ve akıcılığını perdeleyemez.</p>
<p>Daha sonraları bazı eleştirmenler onu roman kahramanlarından Lord Henry ile özdeşleştirmelerine rağmen, o bunu reddetmiştir. Lord Henry, Dorian&#8217;ın birnevi akıl hocasıdır ve onu Lord Henry ile tanıştıran bir başka arkadaşı, Basil&#8217;den ziyade fikirlerinin gelişiminde Lord&#8217;un etkisi büyük olmuştur. İnsanların hayatlarını, iyilik düşüncesinden ziyade elde ettikleri zevk üzerine kurmaları gerektiği, aynı zamanda genç ve güzel olan Dorian ve herkes içinde güzelliğin zekilikten ve diğer meziyetlerden daha önemli birşey olduğu, Lord&#8217;un onun hayatını derinden etkileyen fikirlerindendir. Lord roman içinde, yaşçada büyük olduğu Dorian&#8217;a, kendi yaşam tecrübelerinden ve gözlemlerinden sıkça bahsetmektedir. kadınlar ve erkekler üzerine olan; &#8220;<i>Benim sevgili küçüğüm, hiçbir kadın dahi değildir. Kadınlar dekoratif bir cinstir. onların söyleyebilecekleri hiçbirşey yoktur, fakat cazibelerini konuştururlar. Kadınlar maddenin akıl önünde zaferini temsil ederler.erkeklerse aklın, ahlak karşısında zaferini temsil ederler.</i>&#8221; bunlardan biridir.</p>
<p>Hayatının ilerliyen devrelerinde etkilendiği bu öğütler sebebiyle dorian kendinden başka kimseyi önemsemeyen, devamlı zevk peşinde koşan biri haline gelicekse de daha sonraları kendini toplum dışına itilmiş ve çevresinde hakkında sıkça dedikodu yapılan biri olarak bulacaktır. her ne kadar bu durumu hiç bir zaman önemsemecek de olsa düştüğü ruhsal bunalımlar onu hayatını ve yaşam tarzını yeniden gözden geçirmeye itecektir ki bunda da fazla bir başarı sağlayamıyacaktır.</p>
<p>Genel olarak insana kendi yaşadığından farklı bir yaşam aktarılıyor olsa da, bu romanı güzel yapan belki de bu aykırılıklardır.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/rehabasogul.wordpress.com/46/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/rehabasogul.wordpress.com/46/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/rehabasogul.wordpress.com/46/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/rehabasogul.wordpress.com/46/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/rehabasogul.wordpress.com/46/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/rehabasogul.wordpress.com/46/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/rehabasogul.wordpress.com/46/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/rehabasogul.wordpress.com/46/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/rehabasogul.wordpress.com/46/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/rehabasogul.wordpress.com/46/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/rehabasogul.wordpress.com/46/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/rehabasogul.wordpress.com/46/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=rehabasogul.wordpress.com&blog=250182&post=46&subd=rehabasogul&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/07/dorian-grayin-portresi-oscar-wilde/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/rehabasogul-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Reha Başoğul</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://rehabasogul.files.wordpress.com/2008/03/doriangray.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">doriangray.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bir İdam Mahkumunun Son Günü- Victor Hugo</title>
		<link>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/07/bir-idam-mahkumunun-son-gunu-victor-hugo/</link>
		<comments>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/07/bir-idam-mahkumunun-son-gunu-victor-hugo/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Mar 2008 22:44:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Reha Başoğul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kitap İncelemeleri]]></category>

		<category><![CDATA[roman]]></category>

		<category><![CDATA[victor hugo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://rehabasogul.wordpress.com/?p=44</guid>
		<description><![CDATA[
Betimlemeleri ve mahkumun sözleri ile insanı düşündürten, bunun yanısıra, sözlerin felsefik boyutları da gözardı edilemeyecek nitelikte olan, romanın yazılış amacının, idam cezasının hem trajik hem de saçma yönünü göstermek olduğu söylense de katılmadığım, romanda idam cezası konusunda yorum yapmaktan çok insan, hayatı ve anlamsızlığı üzerine yoğunlaşmış gibi göründüğünü düşündüğüm ve bu anlamda Mar Adentro filmini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div style="text-align:center;"><img src="http://rehabasogul.files.wordpress.com/2008/03/biridammahkumu.jpg" alt="biridammahkumu.jpg" /></div>
<p>Betimlemeleri ve mahkumun sözleri ile insanı düşündürten, bunun yanısıra, sözlerin felsefik boyutları da gözardı edilemeyecek nitelikte olan, romanın yazılış amacının, idam cezasının hem trajik hem de saçma yönünü göstermek olduğu söylense de katılmadığım, romanda idam cezası konusunda yorum yapmaktan çok insan, hayatı ve anlamsızlığı üzerine yoğunlaşmış gibi göründüğünü düşündüğüm ve bu anlamda Mar Adentro filmini izlerken hatırladığım, bir çoğu fransız kültürü üzerine olan dip notların fayda unsuru taşıdığı, Victor Hugo&#8217;nun genç yaşta yazdığı romanı&#8230;</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/rehabasogul.wordpress.com/44/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/rehabasogul.wordpress.com/44/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/rehabasogul.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/rehabasogul.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/rehabasogul.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/rehabasogul.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/rehabasogul.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/rehabasogul.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/rehabasogul.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/rehabasogul.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/rehabasogul.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/rehabasogul.wordpress.com/44/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=rehabasogul.wordpress.com&blog=250182&post=44&subd=rehabasogul&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/07/bir-idam-mahkumunun-son-gunu-victor-hugo/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/rehabasogul-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Reha Başoğul</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://rehabasogul.files.wordpress.com/2008/03/biridammahkumu.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">biridammahkumu.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Uzak Doğu&#8217;m - Zeynep Oral</title>
		<link>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/07/uzak-dogum-zeynep-oral/</link>
		<comments>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/07/uzak-dogum-zeynep-oral/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Mar 2008 22:37:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Reha Başoğul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kitap İncelemeleri]]></category>

		<category><![CDATA[gezi]]></category>

		<category><![CDATA[uzak doğu'm]]></category>

		<category><![CDATA[Zeynep oral]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/07/uzak-dogum-zeynep-oral/</guid>
		<description><![CDATA[
masalsı anlatım
şiirsel düşünce
ibret verici gözlem
kalp yumuşatıcı sevgi
Bu ifadelerimle Uzakdoğu seyahatinde yanınıza alınabilecek en verimli ve güzel kitaplardan biridir. Baktığınız yerlere bir de  Zeynep Oral&#8217;la çay içmek ve çiçek toplamak, pirinç tarlalarında yürümek olarak da tadının başka olduğunu söylemeliyim. Kamboçya&#8217;dan Çin&#8217;e, Endonezya&#8217;dan Singapur&#8217;a Hongkok&#8217;tan Vietnam&#8217;a uzanıyorsunuz bir günde ve sizin rotanızın kısalığında, bu kitap gezilecek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div style="text-align:center;"><img src="http://rehabasogul.files.wordpress.com/2008/03/uzakdogum.jpg" alt="uzakdogum.jpg" /></div>
<p>masalsı anlatım<br />
şiirsel düşünce<br />
ibret verici gözlem<br />
kalp yumuşatıcı sevgi</p>
<p>Bu ifadelerimle Uzakdoğu seyahatinde yanınıza alınabilecek en verimli ve güzel kitaplardan biridir. Baktığınız yerlere bir de  Zeynep Oral&#8217;la çay içmek ve çiçek toplamak, pirinç tarlalarında yürümek olarak da tadının başka olduğunu söylemeliyim. Kamboçya&#8217;dan Çin&#8217;e, Endonezya&#8217;dan Singapur&#8217;a Hongkok&#8217;tan Vietnam&#8217;a uzanıyorsunuz bir günde ve sizin rotanızın kısalığında, bu kitap gezilecek daha çok yeriniz olduğunun da üzüntüsünü anımsatıyor. Çok yer geziyorsunuz savaşlardan, doğadan, sanattan, huzurdan kopup gelen yaşamları, aşkı , tutkuyu ve hüznü gözlemliyorsunuz ve tarihi kokluyorsunuz. Hafızanıza da Buddha&#8217;dan Kızıl ejdarhaya, Brahma&#8217;dan Shiva&#8217;ya kadar mitsel gizemleri harika bir dille öğrenme imkanı da sunduğu için, doğal olarak gezi ve anı türündeki bu kitabı okumak daha zevkli bir hal alıyor.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/rehabasogul.wordpress.com/42/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/rehabasogul.wordpress.com/42/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/rehabasogul.wordpress.com/42/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/rehabasogul.wordpress.com/42/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/rehabasogul.wordpress.com/42/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/rehabasogul.wordpress.com/42/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/rehabasogul.wordpress.com/42/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/rehabasogul.wordpress.com/42/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/rehabasogul.wordpress.com/42/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/rehabasogul.wordpress.com/42/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/rehabasogul.wordpress.com/42/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/rehabasogul.wordpress.com/42/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=rehabasogul.wordpress.com&blog=250182&post=42&subd=rehabasogul&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/07/uzak-dogum-zeynep-oral/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/rehabasogul-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Reha Başoğul</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://rehabasogul.files.wordpress.com/2008/03/uzakdogum.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">uzakdogum.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Tönnies&#8217;in Cemaat Teorisi</title>
		<link>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/03/tonniesin-cemaat-teorisi/</link>
		<comments>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/03/tonniesin-cemaat-teorisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Mar 2008 18:06:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Reha Başoğul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kavramlar]]></category>

		<category><![CDATA[cemaat]]></category>

		<category><![CDATA[organizasyon]]></category>

		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>

		<category><![CDATA[toplum]]></category>

		<category><![CDATA[yönetim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://rehabasogul.wordpress.com/?p=38</guid>
		<description><![CDATA[Mesele itibariyle, &#8216;Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için mi vardır?&#8217; sorusunun çıkış mantığını irdelemektir, kısa ve öz olarak&#8230; Açarsak; sosyolog Ferdinand Tönnies&#8217;in topluluk ve toplum başlıklı araştırmasında yer alan teoride, gelenekçi ve modern çizgilerin içinde kollektif bir birlikteliğin ne gibi şeylerden etkilendiği ve buna göre bu birlikteliği bozmamak için, model olarak bir insan figürü(prototip) tasvir etmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Mesele itibariyle, &#8216;Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için mi vardır?&#8217; sorusunun çıkış mantığını irdelemektir, kısa ve öz olarak&#8230; Açarsak; sosyolog Ferdinand Tönnies&#8217;in topluluk ve toplum başlıklı araştırmasında yer alan teoride, gelenekçi ve modern çizgilerin içinde kollektif bir birlikteliğin ne gibi şeylerden etkilendiği ve buna göre bu birlikteliği bozmamak için, model olarak bir insan figürü(prototip) tasvir etmek istemiştir. Bu tip insanlar arasındaki bağlılığı da kan, mekan, fikir ortaklıkları olmak üzere ayırt etmiş ve aralarındaki ilişkinin esasında, tamamen bütünseli korumak adına gerekli olan çıkar ilişkisini organik ya da psikolojik değil, mekanik bir düzenekle işlediğini savunur.</p>
<p>Araştırma başlığından da anlaşılacağı gibi, ortada bir toplum bir de topluluk vardır ve farklı nüanslardan oluşmuşlardır, topluma baktığında irade; yönetim, bilim, sanayi, ticaret, hukuk, gibi öğelerle varken, topluluklar; hobiler, rütin ev işleri, kendini gerçekleştirme, aile, din gibi öğelerle vardır ve topluluk ile toplumun birbirine zıt olarak davranması sözkonusudur ki sorunlar da bu çatışmadan ileri gelmektedir. Geleneksel ve modern toplumlar arasında ise bu farklar ve çatışmalar daha da barizdir&#8230;</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/rehabasogul.wordpress.com/38/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/rehabasogul.wordpress.com/38/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/rehabasogul.wordpress.com/38/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/rehabasogul.wordpress.com/38/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/rehabasogul.wordpress.com/38/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/rehabasogul.wordpress.com/38/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/rehabasogul.wordpress.com/38/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/rehabasogul.wordpress.com/38/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/rehabasogul.wordpress.com/38/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/rehabasogul.wordpress.com/38/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/rehabasogul.wordpress.com/38/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/rehabasogul.wordpress.com/38/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=rehabasogul.wordpress.com&blog=250182&post=38&subd=rehabasogul&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/03/tonniesin-cemaat-teorisi/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/rehabasogul-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Reha Başoğul</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Micropolitan Museum</title>
		<link>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/03/micropolitan-museum/</link>
		<comments>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/03/micropolitan-museum/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Mar 2008 16:34:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Reha Başoğul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>

		<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>

		<category><![CDATA[botanik]]></category>

		<category><![CDATA[Hücre]]></category>

		<category><![CDATA[müze]]></category>

		<category><![CDATA[micropolitan museum]]></category>

		<category><![CDATA[mikroskop]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://rehabasogul.wordpress.com/?p=33</guid>
		<description><![CDATA[

Yukarıdaki Yeşil Kaplan Böceği gibi nice larva, deniz canlısı, botanik mahsülü ve harika doğa canlıları için eğitici bir web sitesi olan Micropolitan Museum&#8216;a uğramanızı tavsiye ediyorum. Müze krokisi de rahatça dolaşabilmeniz ve kaybolmamanız için biçilmiş bir kaftan olmuş. Tabii canlı gözlerle tabloları görmek nere, web sitesinden kuru kuruya bakmak nere..





      [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div style="text-align:center;"><img src="http://rehabasogul.files.wordpress.com/2008/03/micropolitan.jpg?w=523&h=410" alt="micropolitan.jpg" height="410" width="523" /></div>
<div style="text-align:center;"></div>
<p>Yukarıdaki Yeşil Kaplan Böceği gibi nice larva, deniz canlısı, botanik mahsülü ve harika doğa canlıları için eğitici bir web sitesi olan <a href="http://www.microscopy-uk.org.uk/micropolitan/index.html" target="_blank">Micropolitan Museum</a>&#8216;a uğramanızı tavsiye ediyorum. Müze krokisi de rahatça dolaşabilmeniz ve kaybolmamanız için biçilmiş bir kaftan olmuş. Tabii canlı gözlerle tabloları görmek nere, web sitesinden kuru kuruya bakmak nere..</p>
<div style="text-align:center;"></div>
<div style="text-align:center;"></div>
<div style="text-align:center;" align="left"></div>
<div style="text-align:center;"></div>
<div style="text-align:center;"><img src="http://rehabasogul.files.wordpress.com/2008/03/micropolitan3.jpg" alt="micropolitan3.jpg" /><img src="http://rehabasogul.files.wordpress.com/2008/03/micropolitan2.jpg" alt="micropolitan2.jpg" height="275" width="531" /></div>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/rehabasogul.wordpress.com/33/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/rehabasogul.wordpress.com/33/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/rehabasogul.wordpress.com/33/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/rehabasogul.wordpress.com/33/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/rehabasogul.wordpress.com/33/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/rehabasogul.wordpress.com/33/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/rehabasogul.wordpress.com/33/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/rehabasogul.wordpress.com/33/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/rehabasogul.wordpress.com/33/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/rehabasogul.wordpress.com/33/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/rehabasogul.wordpress.com/33/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/rehabasogul.wordpress.com/33/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=rehabasogul.wordpress.com&blog=250182&post=33&subd=rehabasogul&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/03/micropolitan-museum/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/rehabasogul-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Reha Başoğul</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://rehabasogul.files.wordpress.com/2008/03/micropolitan.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">micropolitan.jpg</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://rehabasogul.files.wordpress.com/2008/03/micropolitan3.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">micropolitan3.jpg</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://rehabasogul.files.wordpress.com/2008/03/micropolitan2.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">micropolitan2.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>30 Yaratıcı Kitaplık Tasarımı</title>
		<link>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/03/30-yaratici-kitaplik-tasarimi/</link>
		<comments>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/03/30-yaratici-kitaplik-tasarimi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Mar 2008 16:12:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Reha Başoğul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tasarım]]></category>

		<category><![CDATA[endüstriyel tasarım]]></category>

		<category><![CDATA[Kitaplık]]></category>

		<category><![CDATA[yaratıcı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://rehabasogul.wordpress.com/?p=29</guid>
		<description><![CDATA[

Her zaman kitap okumak bir başka boyuta bizi götürse de, 3 boyutlu algımızda kitaplıklar da - özellikle çok fazla okumadığımız, yer kaplayan ama vermeye kıyamadığımız kitaplar için- evimizin önemli unsurlarındadır.  Freshome sitesinde de size ilham verecek 30 kitaplık tasarımı bu zevk veren soruna nasıl çözüm bulacağınıza dair belki yardımcı olur.
 


    [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div style="text-align:center;"><img src="http://rehabasogul.files.wordpress.com/2008/03/rainbow-bookshelf.jpg?w=447&h=332" alt="rainbow-bookshelf.jpg" height="332" width="447" /></div>
<div align="left"></div>
<p>Her zaman kitap okumak bir başka boyuta bizi götürse de, 3 boyutlu algımızda kitaplıklar da - özellikle çok fazla okumadığımız, yer kaplayan ama vermeye kıyamadığımız kitaplar için- evimizin önemli unsurlarındadır.  <a href="http://freshome.com/2008/02/25/30-of-the-most-creative-bookshelves-designs/" title="30 yaratıcı kitaplık tasarımı" target="_blank">Freshome</a> sitesinde de size ilham verecek 30 kitaplık tasarımı bu zevk veren soruna nasıl çözüm bulacağınıza dair belki yardımcı olur.</p>
<div style="text-align:center;"> <img src="http://rehabasogul.files.wordpress.com/2008/03/bookcase2.jpg?w=446&h=346" alt="bookcase2.jpg" height="346" width="446" /></div>
<div style="text-align:center;"></div>
<div style="text-align:center;"></div>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/rehabasogul.wordpress.com/29/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/rehabasogul.wordpress.com/29/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/rehabasogul.wordpress.com/29/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/rehabasogul.wordpress.com/29/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/rehabasogul.wordpress.com/29/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/rehabasogul.wordpress.com/29/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/rehabasogul.wordpress.com/29/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/rehabasogul.wordpress.com/29/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/rehabasogul.wordpress.com/29/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/rehabasogul.wordpress.com/29/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/rehabasogul.wordpress.com/29/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/rehabasogul.wordpress.com/29/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=rehabasogul.wordpress.com&blog=250182&post=29&subd=rehabasogul&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/03/30-yaratici-kitaplik-tasarimi/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/rehabasogul-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Reha Başoğul</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://rehabasogul.files.wordpress.com/2008/03/rainbow-bookshelf.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">rainbow-bookshelf.jpg</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://rehabasogul.files.wordpress.com/2008/03/bookcase2.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">bookcase2.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Galileo&#8217;nun Buyruğu - Edmund Blair Bolles</title>
		<link>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/02/galileonun-buyrugu-edmund-blair-bolles/</link>
		<comments>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/02/galileonun-buyrugu-edmund-blair-bolles/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Mar 2008 16:02:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Reha Başoğul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kitap İncelemeleri]]></category>

		<category><![CDATA[doğa]]></category>

		<category><![CDATA[evren]]></category>

		<category><![CDATA[galileo'nun buyruğu]]></category>

		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>

		<category><![CDATA[tübitak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://rehabasogul.wordpress.com/?p=23</guid>
		<description><![CDATA[
Edmund Blair Bolles imzasına sahip, düşünmek, üretmek ve saygı duymak adına oldukça nitelikli bir araştırmanın/derlemenin ürünü bir popüler bilim kitabı Galileo&#8217;nun buyruğu.
Kitabın isminin Galileo&#8217;nun buyruğu olmasının sebebi, Galileo&#8217;nun buyruk olarak alınabilecek tek şeyin bilimde saklı olduğunu düşünmesi ve yalnız bilimin argümanlarına riayet edecek bir insanlığın bizleri düzlüğe taşıyacağını öngörmesi&#8230;

Terminolojisini anlamak için başka kaynak gerektirmeyecek kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div style="text-align:center;"><img src="http://rehabasogul.files.wordpress.com/2008/03/galileonunbuyrugu.jpg" alt="Galileo’nun Buyruğu" /></div>
<p>Edmund Blair Bolles imzasına sahip, düşünmek, üretmek ve saygı duymak adına oldukça nitelikli bir araştırmanın/derlemenin ürünü bir popüler bilim kitabı Galileo&#8217;nun buyruğu.</p>
<p>Kitabın isminin Galileo&#8217;nun buyruğu olmasının sebebi, Galileo&#8217;nun buyruk olarak alınabilecek tek şeyin bilimde saklı olduğunu düşünmesi ve yalnız bilimin argümanlarına riayet edecek bir insanlığın bizleri düzlüğe taşıyacağını öngörmesi&#8230;<br />
<span id="more-23"></span><br />
Terminolojisini anlamak için başka kaynak gerektirmeyecek kadar özenli ve lirik bir tonda olan makalelerden oluşan kitabın ilk beğendiğim tarafı, indeksi&#8230;Çoğu yayınevinin dikkat etmediği bu özellik, esasında araştırmacı nitelikteki okuyucunun ne istediğini bilememelerinden kaynaklanıyor. (bkz: yayınevlerinde müşteri ilişkileri yönetimi) Kitabın indeksi ise, konularına ve tarihlerine göre iki çeşit indeks yapısına sahip. örneğin doğa, psikoloji, evren ya da dünyadışı zeki yaşam üzerine yazılmış makaleler veyahut hangi tarihte hangi düşünür ya da bilimadamı, uzmanlık dalı olan konu hakkında ne düşünmüş ve bunun, zaman çizelgesi üzerinde, bize nasıl bir analiz yapma imkanı sağlıyor, Kitabın başında tetkik edebiliyorsunuz.</p>
<p>Çok kalın bir kitap olan Galileo&#8217;nun Buyruğu&#8217;nun içeriği üç şekilde düzenlenmiş: birinci kısım; bilimsel hayal gücünün sorgulanması üzerine denemeler, ikinci kısım; &#8216;bilimsel hayalgücü işbaşında&#8217;, soyut kavramların nasıl somutlaştırıldığına ilişkin, üçüncü kısım ise; &#8216;bilimsel hayalgücünde üslup&#8217;. Bu son kısım; bilimsel yazında, dünya hakkındaki görüşlerin anlatılabilmesi için &#8216;nasıl bir üslup kullanılması gerekir?&#8217; konusunda fikirler veren makaleler.</p>
<p>Kitapta konularına göre indeksi ve içerdiği makale başlıklarını sıralarsam:</p>
<p>genel:</p>
<p>francis bacon: kabile putları<br />
karl popper: yılmayan bilim<br />
stephen jay gould: darwin&#8217;in suistimali</p>
<p>gökbilim:</p>
<p>galileo galilei: teleskoptan ilk bakış<br />
johannes kepler: ay&#8217;da denizler olduğunu kabul ediyorum<br />
galileo galilei: evrenin merkezi nerede?<br />
voltaire: isaac newton&#8217;un önemi<br />
annie j. cannon: yıldızları sınıflandırma<br />
arthur s. eddington: algol yıldızının öyküsü<br />
sir james jeans: evrenin sonu<br />
fred hoyle: genişleyen evren<br />
carl sagan: dünya geçmişte ziyaret edildi mi?<br />
edwar harrison: edgar allan poe&#8217;nun altın duvarları<br />
richard preston. karanlıkta zaman<br />
george smoot: büyük patlamayı aramak</p>
<p>biyoloji:</p>
<p>charles darwin: galapagos kuşları<br />
alfred wallace: türlerin orjinal tiplerinden sürekli değişme eğilimleri üzerine<br />
thomas h. huxley: darwin varsayımı<br />
william bateson: galton&#8217;un genetiği<br />
j.b.s haldane: böcek toplumlarında besin kontrolü<br />
julian huxley: hayvanlarda kur yapma<br />
loren c. eiseley: küçük adamlar ve uçan daireler<br />
james watson: çifte baz<br />
george b. challer: çiftleşme mevsimleri</p>
<p>kimya:</p>
<p>robert boyle: dört elementten kuşkulanma<br />
antoine-laurent lavoisier: kimyanın elementlerinin önsözü<br />
marie curie: radyumun elde edilmesi<br />
herbert butterfiled: kimyanın değişimi<br />
isaac asimov: laboratuvarda ölüm<br />
primo levi: karbon</p>
<p>yerbilim:<br />
herotos: mısır&#8217;ın yaratılışı<br />
leonardo da vinci: dağlardaki deniz kabukları<br />
horace benedict de saussure: buzul hareketleri<br />
alfred wegener: anakara yapbozu<br />
rachel carson: dinmeyen karyağışı<br />
walter sullivan: sürüklenmeyi aramak<br />
john mcpkee: taşları adlandırmak<br />
louise b. young: buz dünya&#8217;yı nasıl değiştirdi</p>
<p>fizik:<br />
lucretius: atomların kalıcılığı<br />
galileo galilei: düşen cisimlerin hızları<br />
isaac newton ve robert hooke: işığın doğası<br />
hermand von helmholtz: enerjinin korunumu<br />
james clerk maxwell: moleküller<br />
robert kennedy duncan: radyoaktivite maddenin yeni bir özelliği<br />
albert einstein: iki görelilik teorisi<br />
bertrand russel: einstein ne yaptı?<br />
ernes rutherford: atomun dönüşümü<br />
j. robert oppehheimer: değişim geçiren bir bilim<br />
werner heisenberg: atom fiziği ve nedensel yasa<br />
richard feynman: geçmiş ile geleceğin ayırt edilmesi</p>
<p>paul davies: schrodinger&#8217;in kedileri ve wigner&#8217;in arkadaşları<br />
heinz r. pagels: gözlemciyi hesaba katmak<br />
fred alan wolf: esintisiz dalgalar</p>
<p>psikoloji</p>
<p>ernst mach: yeni bir duyu<br />
john b. watson: yeni bilim: hayvanların davranışı<br />
i.p. pavlov: etkinlik atomları<br />
jean piaget: başkasının gözüyle görmeyi öğrenmek<br />
frederic c. bartlett: düşüncede imgeleme<br />
gordon w. allport: olgun kişilik<br />
noam chomsky: b.f. skinner&#8217;in sorgulanması<br />
edmund blair bolles: gestalt psikolojisi</p>
<p>Burada gördüğüm tek eksiklik ise matematik&#8230;kişisel tavsiyem; önce kitabın psikoloji üzerine olan makaleleriyle başlamanız. Bu size makalenin 5n 1k&#8217;sını vermesini açısından vakit kazandırıcı olabilir.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/rehabasogul.wordpress.com/23/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/rehabasogul.wordpress.com/23/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/rehabasogul.wordpress.com/23/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/rehabasogul.wordpress.com/23/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/rehabasogul.wordpress.com/23/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/rehabasogul.wordpress.com/23/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/rehabasogul.wordpress.com/23/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/rehabasogul.wordpress.com/23/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/rehabasogul.wordpress.com/23/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/rehabasogul.wordpress.com/23/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/rehabasogul.wordpress.com/23/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/rehabasogul.wordpress.com/23/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=rehabasogul.wordpress.com&blog=250182&post=23&subd=rehabasogul&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/02/galileonun-buyrugu-edmund-blair-bolles/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/rehabasogul-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Reha Başoğul</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://rehabasogul.files.wordpress.com/2008/03/galileonunbuyrugu.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Galileo’nun Buyruğu</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Diderot&#8217;dan İnternete Medya Tarihi</title>
		<link>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/01/diderotdan-internete-medya-tarihi/</link>
		<comments>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/01/diderotdan-internete-medya-tarihi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Mar 2008 18:34:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Reha Başoğul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kitap İncelemeleri]]></category>

		<category><![CDATA[diderot]]></category>

		<category><![CDATA[internet]]></category>

		<category><![CDATA[medya]]></category>

		<category><![CDATA[sanal gerçeklik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://rehabasogul.wordpress.com/?p=18</guid>
		<description><![CDATA[
Eski yazılar uzmanı Frederic Barbier ve Catherine Bertho Lavenir tarafından yazılan ve iş nedeniyle satın alınıp okunan bu kitap, &#8216;medya nedir?&#8217; sorusuyla başlayan, matbaa, televizyon, video, radyo, internet gibi kitle iletişim araçlarının tarihine uzanan, sanayi devriminde , rejimlerin gölgesinde, devrimlerde ve bunları tüketen son kullanıcının gözünde nasıl uyuşturulduğumuzu, diğer yandan işin içine girmiş medya patronlarının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div style="text-align:center;"><img src="http://www.tulumba.com/mmTULUMBA/Images/bk/zBK980377EE272_250.jpg" alt="diderot'dan internete medya tarihi" height="250" width="250" /></div>
<p>Eski yazılar uzmanı Frederic Barbier ve Catherine Bertho Lavenir tarafından yazılan ve iş nedeniyle satın alınıp okunan bu kitap, &#8216;medya nedir?&#8217; sorusuyla başlayan, matbaa, televizyon, video, radyo, internet gibi kitle iletişim araçlarının tarihine uzanan, sanayi devriminde , rejimlerin gölgesinde, devrimlerde ve bunları tüketen son kullanıcının gözünde nasıl uyuşturulduğumuzu, diğer yandan işin içine girmiş medya patronlarının ajitasyon yüklü kitle iletişim politikalarını bulabileceğiniz, ekonomik buhranlara, çok boyutlu korsan yayıncılığa, popülerite kokan entel maskelere ve bazı kanaat liderlerinin nasıl medyada boy gösterip tüketim alışkanlıklarını değiştirdiğine dayanan nedenlerle bağlayıp son sözü de internete dayandırırak, usenet, üniversite serverları, sanal gerçeklik, cemaat tasarımı gibi unsurlarla bu kadar enformasyon yükünü taşıyan insanın olmasıyla avantaj kazanan medyanın, sanal ya da reel karmaşıklıkta her türlü paparayı size çaktırmadan atıp cebinizdeki, aklınızdaki ve yaşantınızdaki size ait şeyleri sömürebileceğinin kanıtı olacak araştırma kitabıdır.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/rehabasogul.wordpress.com/18/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/rehabasogul.wordpress.com/18/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/rehabasogul.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/rehabasogul.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/rehabasogul.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/rehabasogul.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/rehabasogul.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/rehabasogul.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/rehabasogul.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/rehabasogul.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/rehabasogul.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/rehabasogul.wordpress.com/18/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=rehabasogul.wordpress.com&blog=250182&post=18&subd=rehabasogul&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/01/diderotdan-internete-medya-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/rehabasogul-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Reha Başoğul</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.tulumba.com/mmTULUMBA/Images/bk/zBK980377EE272_250.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">diderot'dan internete medya tarihi</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Pygmalion Etkisi ve Pazarlama İletişimi</title>
		<link>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/01/pygmalion-etkisi-ve-pazarlama-iletisimi/</link>
		<comments>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/01/pygmalion-etkisi-ve-pazarlama-iletisimi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Mar 2008 17:19:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Reha Başoğul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kavramlar]]></category>

		<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>

		<category><![CDATA[kendini gerçekleyen kehanet]]></category>

		<category><![CDATA[Lost]]></category>

		<category><![CDATA[pazarlama iletişimi]]></category>

		<category><![CDATA[Pygmalion Etkisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://rehabasogul.wordpress.com/?p=17</guid>
		<description><![CDATA[
Oldukça geniş perspektiflere etki eden iletişim psikolojisinde yer alan olgudur ve Etiketleme Teorisi&#8217;nin de çerçevesini oluşturur. &#8216;kendini gerçekleştiren kehanet&#8217; adı verilen bu olgunun kökeni mitolojideki Kıbrıs prensi Pygmalion&#8217;dan gelmektedir: hikayesi ise şöyle: &#8220;Olgunun eski yunan mitolojisinde yer alan örneği hiç kuşkusuz sihire dayanıyor. kıbrıs prensi, aynı zamanda heykeltıraş Pygmalion, ideal kadını temsil eden fildişinden bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div style="text-align:center;"><img src="http://www.selfprophet.com/images/pygmalion_galatea.jpg" alt="Pygmalion" height="299" width="205" /></div>
<p>Oldukça geniş perspektiflere etki eden iletişim psikolojisinde yer alan olgudur ve Etiketleme Teorisi&#8217;nin de çerçevesini oluşturur. &#8216;kendini gerçekleştiren kehanet&#8217; adı verilen bu olgunun kökeni mitolojideki Kıbrıs prensi Pygmalion&#8217;dan gelmektedir: hikayesi ise şöyle: &#8220;Olgunun eski yunan mitolojisinde yer alan örneği hiç kuşkusuz sihire dayanıyor. kıbrıs prensi, aynı zamanda heykeltıraş Pygmalion, ideal kadını temsil eden fildişinden bir heykel yapmış ve ona Galatea adını vermiş. Galatea o kadar güzelmiş ki, kendini ona aşık olmaktan alıkoyamamış ve ona hayat vermesi için tanrıça Venüs&#8217;e yakarmış. Venüs de onun bu isteğini kabul etmiş ve sonsuza kadar bahtiyar yaşamışlar.&#8221;<br />
<span id="more-17"></span><br />
İletişimdeki ve psikolojideki ortak yeri bir nevi kendi kendini güdülemeye dayanır. Aslında The Secret&#8217;da &#8220;sır&#8221; adı altında bahsedilen çekim yasası ya da Mevlana&#8217;nın &#8216;ne düşünüyorsan osun&#8217; sözünden veyahut Murphy kanunları&#8217;ndan pek farkı yoktur. Şöyle açıklanabilir pygmalion etkisi ya da &#8216;kendini gerçekleyen kehanet&#8217;:olası bir yapay gerçeklik yaratmışsanız zihninizde bunun henüz gerçekleşmemesi nedeniyle , Sizin bu gerçekliği zihninizde yaratmanız onu gerçeklemektedir. çünkü zihninizdeki gerçekliğe göre -ister olumsuz olsun ister olumlu bir düşünce biçimi- gerçekleme sürecini başlatmış olursunuz ki davranışsal psikolojinin de incelediği bir konudur.</p>
<p>1957 yılında Robert Merton&#8217;un , yazdığı makalede verdiği tanım ise şöyle, &#8216;bir durumun yanlış tanımlanması, yanlışı doğru hale getiren yeni bir davranışa yol açar&#8217;</p>
<p>Pazarlamada, yönetim bilimlerinde ve iletişimde &#8216;algı yönetimi&#8217; adı altında da incelenen bu olgu, siyaset teorisinde de yer bulmakta esasında.. Türkiye&#8217;de ya da dünya&#8217;da aydın kimdir? sorusunun belirli kriterlere bağlanması bizi kısırdöngüye sokacaktır. zira etiketlenen aydın kimliği, -aydın doğasının tersine- bir kalıp halinde yobazlaşmaya mahkumdur. Pygmalion etkisi&#8217;de burada devreye girer; insanların yeni aydın arayışını, bu sanal eleştiriden hareketle zihinlerinde oluşturması, olan, eskide ve yobaz kalan aydın kimliğini doğrulamaktadır ve bu da ideolojileri, mezhepleri, ayrımcılığı doğuran bir etken olarak karşımıza çıkar. Yapıcı eleştiriden farkı olarak onu özgür iradeyle ya da akılla değil, güdülenmeyle yaratabileceğimiz gerçeğidir.</p>
<p>Eğitim sistemindeki olumlu ve olumsuz etkileri, &#8220;Ölü Ozanlar Derneği veya &#8220;The Magdalene Sisters filminde görülebileceği gibi, kuantum fiziğinde çekim yasası olarak metafizik düzleme fırlatılmaya çalışılan şey, arzularınızın evren tarafından yaratılacağı iddiasıdır. Şu an ki bilimsel okumalarım itibariyle söylersem; böyle bir bilimsel kanıt yoktur ve olduğunu bilimsel altyapısının sağlam dayanaklardan oluştuğunu belirtmek istismara girer. İstatistiki yüzdenin fazla çıkması bile onu bir yasa yapmaz. Yine paralel evrenler yaratma konusunda &#8220;the butterfly effect&#8221; , &#8220;Donnie Darko&#8221; filmleri ya da &#8220;Lost&#8221; dizisi, pygmalion etkisi altında senaryosunu biçimler.</p>
<p>Pazarlamada ya da iletişimde bakarsak, şüphelerinizin ya da merakınızın kaynağına göre size davranılması (bkz: pazarlama içgörüsü)(marketing insight) ona göre reklam hazırlanması, dürtülmesi stratejilerini hazırlar ve buna göre halkla ilişkiler çalışmaları yapılır.</p>
<p>Aldatma olgusunda ise sözü edilen pygmalion etkisi, eğer aldatılma kuşkunuz varsa ve emin olmadığınız halde aldatılmış gibi davranıyorsanız aslında gerçek anlamda aldatılmaya kendinizi yaklaştırıyor olabilirsiniz.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/rehabasogul.wordpress.com/17/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/rehabasogul.wordpress.com/17/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/rehabasogul.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/rehabasogul.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/rehabasogul.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/rehabasogul.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/rehabasogul.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/rehabasogul.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/rehabasogul.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/rehabasogul.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/rehabasogul.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/rehabasogul.wordpress.com/17/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=rehabasogul.wordpress.com&blog=250182&post=17&subd=rehabasogul&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/01/pygmalion-etkisi-ve-pazarlama-iletisimi/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/rehabasogul-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Reha Başoğul</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.selfprophet.com/images/pygmalion_galatea.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Pygmalion</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Sirius Gizemi - Robert Temple</title>
		<link>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/01/sirius-gizemi-robert-temple/</link>
		<comments>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/01/sirius-gizemi-robert-temple/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Mar 2008 15:18:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Reha Başoğul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kitap İncelemeleri]]></category>

		<category><![CDATA[Robert Temple]]></category>

		<category><![CDATA[Sirius]]></category>

		<category><![CDATA[Sirius Gizemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://rehabasogul.wordpress.com/?p=19</guid>
		<description><![CDATA[


İlk baskısını 1976 yılında yapmış Sirius Gizemi&#8217;nin dışında elinizde olacak 526 sayfalık kitap ise yeni eklenmiş ve güncellenmiş bilgilerle sunulan hali. 1976 yılında yapılan baskısı, resmen &#8216;dünyayı sallamış&#8217; diyebilirim. Yayınlandığı gün The Times ve Telegraph&#8217;ta olumlu eleştirilerle karşılaşmış. İngiltere bu kitabı çok sevmiş ve kısa sürede Best Seller&#8217;ın zirvesini kapmış. Keza Almanya&#8217;da da durum aynı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><a href="http://rehabasogul.files.wordpress.com/2008/03/siriusgizemi.jpg" title="Sirius Gizemi"></p>
<div style="text-align:center;"><img src="http://rehabasogul.files.wordpress.com/2008/03/siriusgizemi.jpg?w=159&h=225" alt="Sirius Gizemi" height="225" width="159" /></div>
<p></a><br />
İlk baskısını 1976 yılında yapmış Sirius Gizemi&#8217;nin dışında elinizde olacak 526 sayfalık kitap ise yeni eklenmiş ve güncellenmiş bilgilerle sunulan hali. 1976 yılında yapılan baskısı, resmen &#8216;dünyayı sallamış&#8217; diyebilirim. Yayınlandığı gün The Times ve Telegraph&#8217;ta olumlu eleştirilerle karşılaşmış. İngiltere bu kitabı çok sevmiş ve kısa sürede Best Seller&#8217;ın zirvesini kapmış. Keza Almanya&#8217;da da durum aynı. BBC, Time, Abd&#8217;deki basın ve yayın kuruluşları bu kitaba aşırı ilgi gösterenlerden. ancak herşey o kadar da güzel gitmemiş. Amerikan örgütlerinden gelen tehditler ki, aşırı dinsel konuları sarsıcı açıklamalar bulunan kitap için normal bir tepki. Bunun dışında televizyon yapımcıları, yazarı programlarına davet ettiklerinde, hükümetlerin gizli servis teşkilatlarından tehdit telefonları almış. Yazar Robert Temple&#8217;da bu duruma kayıtsız kalmamış ve uzun bir süre saklanma ihtiyacı hissetmiş. sır küpü Nasa ise, kitabın bilimsel değerlerden uzak olduğunu belirtmiş. Ancak bunu yaparken, gizlice Robert temple&#8217;la bağlantı kurmayı da ihmal etmemiş.</p>
<p>Tipik bir çokkonulu araştırmacı olan Temple, geçmişin ve geleceğin tek bir sonuca vardığını anlatmakta zorlanmamış&#8230; Konuya tek bir noktadan giriyor: dogon kabilesi. Bu enteresan kabileyi bilmeyenleriniz için açarsam:<br />
<span id="more-19"></span>Dogonlar, Afrika Güney Sahra&#8217;da ve şu anda mali&#8217;de yaşayan ilkel ve tarihi eski olan bir kabile. dünyayla bağlantıları teknolojik olarak yok. yani televizyonlarda seyrettiğiniz klasik ilkel kabilelerden birisi. ancak onları ayıran özellikleri çok.</p>
<p>İnandıkları dinsel mit sirius gezegeni. hatta Sirius C bu yüzyıldan keşfedilmeden önce dogonlar tarafından biliniyordu. bunu dışında dünyamızın Samanyolu&#8217;da yer aldığını,Sirius b&#8217;nin görünmez bir yıldız olmasına rağmen varlığını biliyor hatta en önemli yıldız olarak onu görüyorlardı. Güneş sisteminin dengelerini, yörüngelerini ve birbirlerine olan uzaklıklarını matematiksel olarak biliyorlardı. Bunun gibi matematiksel astronominin teorikte kaldığı ve hesaplamaların çok yoğun bir bilgi birikimden sonra yapılabildiği bir alanda, dogonlar bir ilkel kabileden beklenmeyecek bir astronomik bilgi aşamasındaydı.</p>
<p>İşte Robert temple da buradan açılıyor kitabında. Nasıl olur da bunları bir ilkel kabile olan dogonlar, günümüz teknolojisinin bu yüzyılda keşfettiği bilgileri, çok eski tarihlerde elde etmiş ya da nasıl elde etmiş? bu soru, bir çok soruya kaynak oluşturacak cinsten ve bilinmeyenin bilinen sorularından biri.</p>
<p>Eski Mısır, Sümer, Hitit, Antik Yunan mitlerinin kahramanların, kutsal saydığı şeylerin ya da astronomik yaşamlarının birbirleriyle aynı olduğunu iddia ediyor Temple.(bkz: Kuran, İncil ve Tevrat&#8217;ın Sümer&#8217;deki kökeni),(bkz: Gilgameş tarihte ilk kral kahraman),(bkz: zaman tüneliyle sümer&#8217;e yolculuk). Bunun dışında dinlerin, inanışların ya da yeryüzündeki her şeyi evrenden esinlenerek verilen isimleri ve ilgili ilginç bağlantıları mevcut. destanlar, efsaneler, mitler, dinler tek bir kapının arkasında birleştiriliyor anlatımda. Yalnızca coğrafyası farklı kılınmış. Yazarın birçok arkeolog, antropolog, gökbilimci, antolojist, mit uzmanları, biolog, zoolog ile yakın temas kurarak hazırladığı kitabın ortalarında yer alan bölümlerde, gerekli olduğundan şüphe duymadığım özetler verilmiş.</p>
<p>Matematiksel hesaplamaların, destan ilişkilendirmelerinin çok olduğu bu kitabın sonunda 8 tane ek verilmiş ve benim yaptığım hataya düşmeyin ve kitaba bu ekleri okuyarak başlayın.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/rehabasogul.wordpress.com/19/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/rehabasogul.wordpress.com/19/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/rehabasogul.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/rehabasogul.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/rehabasogul.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/rehabasogul.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/rehabasogul.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/rehabasogul.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/rehabasogul.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/rehabasogul.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/rehabasogul.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/rehabasogul.wordpress.com/19/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=rehabasogul.wordpress.com&blog=250182&post=19&subd=rehabasogul&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/01/sirius-gizemi-robert-temple/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/rehabasogul-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Reha Başoğul</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://rehabasogul.files.wordpress.com/2008/03/siriusgizemi.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Sirius Gizemi</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Espri Sanatı- Sigmund Freud</title>
		<link>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/01/4/</link>
		<comments>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/01/4/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Mar 2008 10:44:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Reha Başoğul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kitap İncelemeleri]]></category>

		<category><![CDATA[espri]]></category>

		<category><![CDATA[espri sanatı]]></category>

		<category><![CDATA[Kitap]]></category>

		<category><![CDATA[nükte]]></category>

		<category><![CDATA[sigmund freud]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/01/4/</guid>
		<description><![CDATA[
Orjinal adı &#8220;Espri ve Esprinin Bilinçsizce İlişkileri&#8221; olan, tarih boyunca gözlerden kaçtığına ve yeteri kadar önemle anılmadığına inandığım bir Sigmund Freud kitabı. Özellikle nükte, nüktedanlık ve bunlar arasındaki ruhbilimsel ve rüya ile olan ilişkileri, esprinin yarattığı haz ve espri çeşitleri konusunda nefis olmakla beraber, &#8216;hepimizin bildiği gibi bir espiriyi anlatmak kadar zor ve hoş tad [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div style="text-align:center;"><img src="http://rehabasogul.files.wordpress.com/2008/03/esprisanati.jpg?w=148&h=207" alt="Espri Sanatı" height="207" width="148" /></div>
<p>Orjinal adı &#8220;Espri ve Esprinin Bilinçsizce İlişkileri&#8221; olan, tarih boyunca gözlerden kaçtığına ve yeteri kadar önemle anılmadığına inandığım bir Sigmund Freud kitabı. Özellikle nükte, nüktedanlık ve bunlar arasındaki ruhbilimsel ve rüya ile olan ilişkileri, esprinin yarattığı haz ve espri çeşitleri konusunda nefis olmakla beraber, &#8216;hepimizin bildiği gibi bir espiriyi anlatmak kadar zor ve hoş tad bırakmayan his yoktur&#8217; olgusunu Freud, -kendi tabiriyle- zorlanarak da olsa başarıyor. Kitapta geçen genel hava, Jean Paul Richter, Thedore Vischer, Kuno Fisher ve Thedore Lipps gibi daha önce bu konuda az ve öz yazan düşünürlerin çerçevesinde başlar ve akabinde nüktenin söz oyunları, elemanlarına ayırma, mecazi anlam, ikircil kullanımı , yoğunlaştırma gibi teknikleriyle bence nefis bir şekilde anlatır. Sonra Victor Hugo&#8217;nun &#8220;Hernani&#8221; adlı eserinin, William Shakespeare&#8217;in &#8220;Bir yaz gecesi rüyası&#8221; gibi komedilerinin ve tabiki Hamlet&#8217;ten bazı pasajlarını da bu teknikler dahilinde analiz ederek ortaya harika bir başvuru kaynağı çıkarmıştır Freud.</p>
<p>Kitaptan aldığım notlarım dahilinde alıntılayacağım bazı tanımları vermek bu konu hakkında iyi bir başlangıç olacaktır.</p>
<p><span id="more-4"></span>- Jean Paul Richter&#8217;e göre, &#8221; özgürlük nükteyi, nükte özgürlüğü üretir.&#8221;, &#8221; nükte, sadece bir fikirler oyunudur.&#8221;<br />
- Thedore Cischer&#8217;e dilinden &#8220;ailelerin hoşlanmadıkları evlilikleri sağlamlaştırmaktan hoşlanır nükte&#8230;&#8221;<br />
- Theodore Lipps&#8217;in tanımlamasına göre nükte; &#8220;kesinlikle öznel olan gülünç&#8221;, &#8221; kendi içimizde doğurduğumuz, eylemimizin bir parçası ve tamamlayıcısı olan gülünç, önünde istesek de aslen nesne olarak değil , üstün bir özne olarak davrandığımız bir gülünçtür.&#8221;<br />
- Emil Kraepelin&#8217; e göre nükte, &#8220;karşıt iki tasarımın bileşimi, zorunlu bağlantısıdır.&#8221;</p>
<p>ayrıca Jean Paul Richter&#8217;in, Hamlet&#8217;ten nükte için alıntıladığı tanım, &#8221; özlük, kısalık nüktenin bedenidir, ruhudur, özlülük nüktenin ta kendisidir.&#8221;</p>
<p>ve yine kitaptan bazı nükte örnekleri;<br />
- &#8220;insan ömrü iki bölümdür, birinci bölüm ikincisine, ikinci bölüm de birincisine özlemle geçer.&#8221;<br />
- &#8220;karımız şemsiye gibidir, her şeye rağmen sonunda dolmuşa bineriz.&#8221;<br />
- &#8220;doktor delikanlıya sormuş, otuz bir çekiyor musun? delikanlı yanıtlamış &#8220;o na, nie&#8221; (hayır, asla)[almanca'da "o na, nie" !onanı diye teleffuz edilmesi latince'de otuzbir çekmek anlamındadır.]</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/rehabasogul.wordpress.com/4/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/rehabasogul.wordpress.com/4/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/rehabasogul.wordpress.com/4/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/rehabasogul.wordpress.com/4/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/rehabasogul.wordpress.com/4/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/rehabasogul.wordpress.com/4/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/rehabasogul.wordpress.com/4/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/rehabasogul.wordpress.com/4/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/rehabasogul.wordpress.com/4/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/rehabasogul.wordpress.com/4/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/rehabasogul.wordpress.com/4/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/rehabasogul.wordpress.com/4/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=rehabasogul.wordpress.com&blog=250182&post=4&subd=rehabasogul&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/03/01/4/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/rehabasogul-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Reha Başoğul</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://rehabasogul.files.wordpress.com/2008/03/esprisanati.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Espri Sanatı</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Son Moda Saçmalar- Alan Sokal ve Jean Brichmont</title>
		<link>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/02/29/son-moda-sacmalar-alan-sokal-ve-jean-brichmont/</link>
		<comments>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/02/29/son-moda-sacmalar-alan-sokal-ve-jean-brichmont/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Feb 2008 22:44:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Reha Başoğul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kitap İncelemeleri]]></category>

		<category><![CDATA[Postmodernizm]]></category>

		<category><![CDATA[Sokal Vakası]]></category>

		<category><![CDATA[Son moda saçmalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://rehabasogul.wordpress.com/2008/02/29/son-moda-sacmalar-alan-sokal-ve-jean-brichmont/</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz onca yüzyılın düşünsel buhranında, postmodernizmin yarattığı tehlikenin takkesinin göründüğü ve tam adı, &#8220;Son moda saçmalar: Postmodern aydınların bilimi kötüye kullanmaları&#8221; olan ve iki fizikçi ki biri Sokal Vakası&#8217;nın başkahramanı Alan Sokal olan, diğeri de Jean Brichmont tarafından yazılmış, günümüzün aydın, medya, eleştiri, saptırma, yapıbozumculuk gibi konularına değinen çok önem verdiğim bir kitaptır. eksiksiz dipnotlarından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><a href="http://bp1.blogger.com/_nVO5Sfo0ZQY/R8iLNwgA0yI/AAAAAAAAAPY/owoKLuDjk7M/s1600-h/sonmodasacmalar.gif"><img src="http://bp1.blogger.com/_nVO5Sfo0ZQY/R8iLNwgA0yI/AAAAAAAAAPY/owoKLuDjk7M/s200/sonmodasacmalar.gif" style="display:block;text-align:center;cursor:pointer;margin:0 auto 10px;" border="0" /></a>Geçtiğimiz onca yüzyılın düşünsel buhranında, postmodernizmin yarattığı tehlikenin takkesinin göründüğü ve tam adı, <span style="font-weight:bold;">&#8220;Son moda saçmalar: Postmodern aydınların bilimi kötüye kullanmaları&#8221;</span> olan ve iki fizikçi ki biri Sokal Vakası&#8217;nın başkahramanı Alan Sokal olan, diğeri de Jean Brichmont tarafından yazılmış, günümüzün aydın, medya, eleştiri, saptırma, yapıbozumculuk gibi konularına değinen çok önem verdiğim bir kitaptır. eksiksiz dipnotlarından saptamalarına kadar bu kadar zengin bir araştırma perspektifi için oldukça uzun araştırmalar yaptıkları aşikar. bu yüzden bu kitaba uzunca ve bölüm bölüm anlatımlarla aktarmanın doğru olacağını ve kitabın mesajını daha iyi aktaracağını düşündüğüm bir inceleme yapmak istiyorum.</p>
<p><span id="more-15"></span><br />
Öncelikle kitabın başarılı bulduğum çevirmenleri, Mehmet Baydur ve Ongun Onaran&#8217;ın kitabı niye çevirmelerinin gerektiğine dair yorumlarını okuyoruz. Bu bölümde, &#8220;Bencil Gen&#8221;,&#8221;Kör Saatçi&#8221;,&#8221;Tanrı Yanılgısı&#8221; kitaplarından ismi yabancı gelmeyecek Richard Dawkins&#8217;in 1998&#8242;de Nature dergisinin kitap eleştirileri bölümünde bu kitaptan söz ederken &#8220;Postmodernizmin maskesi düştü.&#8221; dediğini hatırlatırken, Lacan, Kristeva, Baudrillard, Deleuze gibi yazarların etrafındaki dokunulmazlık hissiyatının yıkılmasının önemini anlatıyorlar. Bir yandan da isim vermeden Türkiye&#8217;deki bahsigeçen yazarların etkilerine bakıldığında sosyoloji, psikoloji, matematik gibi bilimlerin nasıl istismar edilebileceği ve nasıl olsa anlamıyorlar, bari entel duruşuma bilimsel bir yan özellik daha katayım&#8221; havasının tehlike boyutlarına varan önemini aktarıyorlar. Bunun bir diğer örneğini de köktendinciliğin gelişimine bakarak da anlayabiliriz.</p>
<p>Yazarların önsözüne baktığımızda ise, yine sosyolojik bulgularla dolu. Yazarlar, daha önce entelektüel pozlar adında çıkardıkları kitabın bazı aydın kesimde kopardığı fırtına sonrası, Guardian yazarı Jon henley&#8217;e göre &#8220;çağdaş fransız felsefesinin köhne bir saçmalık olduğunu&#8221; gösterdiklerinden daha sonra Liberation&#8217;da yazan Robert Maggiori&#8217;ye göre kendilerinin aşk mektuplarında dilbilgisi yanlışlarını düzelten, mizah duygusundan yoksun ukala bilim adamları olarak anıldıkları bir eleştiri yumağından yakınmalarından bahsediyor,</p>
<p>Kitabın çıkış öyküsünü ise kendi ağızlarından şöyle anlatıyor Sokal ve Brichmont:</p>
<p>&#8220;<span style="font-style:italic;">Kitap, birimizin Amerikan Kültür Çalışmaları Dergisi Social Text&#8217;te yayınladığı, şimdi ün kazanmış muzip bir aldatmacasıyla başladı. Bu makale bozuntusu parodi, ünlü fransız ve Amerikan entelektüellerin fizik ve matematik üstüne söylediklerinden yapılan, hiçbir anlamı olmayan ama ne yazık ki otantik alıntılarla tıkabasa doluydu. Sokal&#8217;ın kütüphane araştırması sonucunda oluşturduğu &#8220;dosya&#8221;nın yalnızca küçük bir bölümü bu parodinin içinde yer aldı. Bu dosyayı bilim adamı olan ve olmayan arkadaşlara gösterdikten sonra, elimizdeki malzemenin daha geniş kitlelere ulaşmasının yararlı olabileceğini düşündük. Teknik olmayan terimler kullanarak bu alıntıların neden saçma ya da çoğunlukla anlamsız olduklarını açıklamaya çalıştık. Öte yandan bu anlatılanların hangi kültürel ortamlarda bu denli ün kazanıp neden şimdiye dek oldukları gibi sergilenmediklerini tartışmak istedik.</span></p>
<p><span style="font-style:italic;">Peki ama ne iddia ediyoruz? aşağı yukarı şunu: Lacan, Kristeva, Irigaray, Baudrillard ve Deleuze gibi ünlü entelektüeller sürekli defalarca bilimsel kavramların ırzına geçmişlerdir.</span></p>
<p><span style="font-style:italic;">Kitabımızın ikinci hedefi ise epistemik göreceliktir. En azından dillendirildiği zaman Fransızcadan çok İngilizce konuşulan yerlerde daha yaygın olan çağdaş bilimin bir mit&#8221;ten, bir anlatı&#8217;dan ya da bir toplumsal oluşumdan başka bir şey olmadığını iddia eden inanç.</span></p>
<p><span style="font-style:italic;">Mistifikasyon, kasten muğlak dil kullanımı, karmakarışık düşünce ve bilimsel kavramların kötüye kullanımı bu kitabın konulardır.</span>&#8220;</p>
<p>İşte bu ağır ithamlarla başlıyor kitap ve kendisine gelen çok sayıda mektupla da toplumda yaşanan bahsettikleri anlam katlini yine toplumun duyarlı kesimi tarafından teyitlediklerini söylüyorlar.</p>
<p>Giriş bölümüne geçtiğimizde, herkesin aydınlanma ülküsü içerisinde bir postmodernizm modasının çıktığını ve bunlara tepki olarak yarattıkları ve muzip bir aldatmaca olarak nitelendirdikleri bir akademik yayıncılık skandalı olan Sokal vakası&#8217;nın doğuş öyküsünü anlatıyorlar. Diğer taraftan, kitabın geri kalan bölümlerindeki olaylara bakış açılarının bilimsel altyapısını irdeliyorlar. Tüm bunların yanında Jacques lacan, Paul virilio gibi yazarların medya&#8217;daki altıboş övgülerine dair eleştirilerini sergiliyor ve &#8220;<span style="font-style:italic;font-weight:bold;">kral çıplak</span>&#8221; diyorlar.</p>
<p>Okurun kitabı okurken, kitabı nasıl algılaması gerektiğini de &#8220;alıntıların marjinalliği&#8221;, &#8220;bağlamı anlamıyorsunuz&#8221;, &#8220;şiirsel özgürlük&#8221; &#8220;benzetmelerin yeri&#8221;, &#8220;kim uzmandır&#8221;,&#8221;siz de sırtınızı savlarınızın yetkin bir ağızdan çıkmış olmasına dayamıyor musunuz?&#8221;, &#8220;ama bu yazarlar postmodernist değil ki&#8230;&#8221;, &#8220;neden bu yazarları eleştiriyorsunuz da başka bazı yazarlara dokunmuyorsunuz?&#8221; gibi kendilerine yöneltilecek olası sorulara bakarak verdiği cevaplarla değerlendirmesini istiyorlar. Kitaptaki tüm inceleme altına aldıkları yazarlara üçkağıtçı gibi ağır sözlerle nitelendirdiklerini de es geçmeyeyim.</p>
<p>Aslında yazarlar, daha bir çok düşünürün eleştirisini, aynı düzlemde yapabileceklerini, ama vakit sorunu nedeniyle sadece fransız seçkisi olarak işe ele atmalarının, tümevarım mantığıyla, okura zaten genele dair cevaplarını sunduklarını belirtiyorlar.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">Kitabın ikinci bölümünde</span> görüyoruz ki Jacques Lacan&#8217;a ayrılmış. İlkin Lacan&#8217;ın &#8220;Psikanalitik topoloji&#8221; ifadesinin Lacan&#8217;ın dilinden yazılan düşüncelerle bakışı ve matematikte yer alan topolojinin dedikleriyle alakasının olmadığı anlatılıyor. Topoloji kelimesinin etimolojisini bile bozduğunu, matematikteki pekişiklik özelliği gibi bir kaç kelimeyi kullanıp - örneğin haz, cinsel ilişkinin olanaksızlığı, sıfır ile kalkan penisin ilintisi, dilbilim ile matematik arasında kurduğu bağlantılar gibi- aynı noktalarda nasıl bozguna uğradığını anlatıyor. Ayrıca mantık diliyle psikanalitik dili örtüştürmek için karmakarışık ifadelerle bilimi aldattığını ve matematikte dediklerinin tanımsal olarak karşılığının olmadığını ayan beyan gösteriyorlar.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">Kitabın üçüncü bölümdeki</span> incelemenin konusu; edebiyatın dişi kuramcılarından Julia kristeva. Dilbilim ile göstergebilim arasındaki kavramları şiirsel ölçütlere dayandırıp bilinen gerçekleri tekrarladığını, matematikteki &#8220;süreyin gücü&#8221; kavramının şiirsel dildeki yansımasını saptırarak ve eğreltileyerek kullandığını itiraf etmesinden, ortaya bir matematiksel terim atıp - örneğin &#8220;şiir bir seçimsel aksiyomdur.&#8221; diyip-, sonrasında arasındaki bağlantıyı yetim bırakmasına, küme kuramını, siyaset kuramına uygularken yanlış kopyaladığı bir çok terminolojiyle okurun kafasını karıştırmaktan öte hatalı bilgilerle düşüncelerini oluşturmasından, Lacan gibi topolojiyi psikanalize uygulamalarına kadar bir çok kavramın bilimsel gerçekliğinin olmadığını yine düşünsel ve tarihsel olarak kanıtlıyorlar.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">Kitabın dördüncü bölümünde</span> ilk ara veriliyor. başlık &#8220;Bilim felsefesinde epistemik görecelik&#8221; olarak isimlendirilmiş ki ilk iki bölümdeki yoğun terminolojiden sonra biraz felsefe ile okunan bilgilerin felsefedeki değerini anlamak açısından kurguda verilen bu yerinde arayı faydalı buldum. Zira tutarlılıkların sorgulamam açısından kendi kaynaklarımdan geçmiş iki bölüme bakma gereği duyuyordum ama bu ara bölüm sayesinde yerini iyi buluyorum. Ara vermesinin amacı da zaten kavram kargaşalığının olduğu postmodern anlamlandırmada tekrar özü kavramak ve bir sonraki bölüm bu bakış açısıyla okuru yönlendirebilmek ve bilgilendirmek. Bu yüzden solipsizm ve kökten kuşkuculuktan başlıyorlar kuram ve gözlem arasındaki uyumun ne derece gerçeğe yakın olduğunu incelemeye koyuluyorlar. Bilimsel bir yöntem izlemenin uslamlamanın gerekliliği açısından şart olduğunu David hume&#8217;a adledilen kökten kuşkuculuk kavramında epistemolojinin bunalımda olduğuna dair oldukça zengin bir felsefe okuma ve değerlendirme yapıyorlar ki burada karşılacağınız isimler: Karl Popper, Thomas Kuhn, Bruno Latour, Jean Baptiste Lamarck, Willard Van Orman Quine, Paul Feyerabend. Ama ağırlıklı olarak Popper&#8217;ın yanlışlamalara dair sıkıntılara getirdiği görüşler, geçtiğimiz yüzyılın keşiflerindeki göreceli bilimin getirdiği artılar ve eksiler ve saydığımız felsefecilerin bilim felsefesine ve kökten kuşkuculuklarına dair görüşlerine sıkı bir eleştiri olarak ele alındığını söyleyebilirim. Tüm bunlara ek olarak kitap dışı bir ek bilgi verirsem; Thomas kuhn&#8217;un bilimsel devrimlerin yapısı adlı kitabında ele aldığı bilim kavramının paradigmalar içerisinde baştan aşağı tanımladığını ve çağın bilimsel devrimlerini bir paradigma olarak yorumladığını ve bilimin bir inanç sistemi olduğunu belirttiği görüşleri olduğunu söylemekte fayda var. Kitapta zaten bu yeniden ele alınarak Kuhn&#8217;un dediği gibi bilimadamların at gözlüklerine sahip olduğuna dair eleştirisine de cevap verdiklerini de bilim dünyasında tartışagelen bir sorun olduğu için es geçmek yanlış olur.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">Kitabın bir diğer bölümü</span>, psikanaliz, dilbilim, bilim felsefesi ilgili görüşleri bulunan Luce Irigaray başlığı altında başlıyor. burada da ilginç saptamalar var. Yazarlarımız, Irigaray&#8217;in Nietszche, Freud gibi isimlerin nükleer parçalanmayla psikolojiyi birleştirdiklerine dair iddialarının, hem tarihi bilgi hatası olduğunu, hem de bunun bilim nezdinde gereksiz bir bilgi olduğunu belirtiyorlar. Diğer yandan yine Irigaray&#8217;in e=mc²&#8217;nin cinsiyetleri ayırt eden bir formül olduğunu söylemesi üzerine tamamen saçmaladığını nedenleriyle anlattığı ve nükleer fizik takıntısını psikanalizde kullanmasının boş oklarla hedefleri bulmaktan öteye gidemeyeceğini belirtiyorlar. Buna benzer diğer saçmaladığı şeylerin akışkanlar mekaniği, matematik ve mantık gibi konularla cinsiyet kuramını ilişkilendirdiğini belirtebilirim ki okurken Irigaray&#8217;in ciddi olarak sarfettiği cümlelerin, gülmekten kendimi alamadığım ilişkilendirmeler olduğunu söylemeliyim.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">Altıncı bölüm</span>, bilim sosyoloğu Bruno Lataour&#8217;a ayrılmış olmakla beraber, onun görecelik kuramının anlambilimsel çözümlemesine dair açıklamaları, ana hat olarak, kitabımızın yazarları tarafından eleştiriye maruz bırakılıyor. Latour&#8217;un sosyolojik yansımalarıyla ele aldığı Einstein için getirdiği önermelerin, diğer bir önermelerle fizik bilimi çerçevesinde uyuşmadığını ve ilişkilendirilemeyeceğini, bunun yanında görecelik kuramının teknik içeriğiyle, göreceliğin pedagojisini ironik bir biçimde karıştırdığını görüyoruz. Burada bir ek bölüm verilmiş ve Physics Today dergisinin Lataour&#8217;un görüşlerine sıcak baktıklarını ve kendi görüşlerini yadsığını belirtirken, verdikleri cevap, Latour&#8217;un bir görecelik kuramı ustası olabileceğini ama niye bunu sosyoloji diliyle anlatma zorunluluğu bulunan birinin başka bilim dalından faydalanarak sosyolologların anlamayacağı bir şekilde ifade etmesinin gereksizliği ve hedef saptırma niyeti üzerinde dönüyor.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">Yedinci bölümde</span> yine bir ara verilip &#8220;Kaos kuramı ve postmodern bilim&#8221; başlığıyla, Jean françois Lyotard&#8217;in &#8220;Postmodern Durum&#8221; adlı kitabını baz alarak ve görüşlerini irdeleyerek katastrof kuramı, fraktal geometri, bilimin kendi evrimindeki &#8220;süreksizlik ve çelişki işlevlerini bilimin türevlenemez bilimin işlevlerini karıştırdığını, diğer yandan Pierre Simon Laplace, Henri Poincare gibi bilimadamlarının kaos ile ilgili görüşlerine yer vererek, tüm bunların ışığında nasıl bir akıl karışıklığının bilim camiasında oluştuğunu gözler önüne seriyorlar.</p>
<p>Newton Mekaniği&#8217;nin bir rönesans olarak kaos kuramında var olduğunu belirterek kaos kuramının iş yönetimi ve edebiyat çözümlemelerinde nice saçmalıkların oluştuğunu ve karmaşıklık ve de kendi kendini düzenleme kavramlarıyla karıştırılması sonucu elde edilen şöhret rantının hiç etik olmadığını detaylarıyla anlatıyorlar.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">Sekizinci bölüm</span>, ünlü toplumbilimci ve felsefeci Jean Baudrillard&#8217;a ayrılmış. Kendisinin körfez savaşı ile ilgili söyledikleri oklid uzayı ile ilişkilendirmenin nasıl bir mantığı olacağını, bunun gülünç olduğunu, fizik yasalarının tersinebilme özelliğinden bahsetmesinin tamamen anlamsızlık imgesi olduğunu , yine &#8220;kıyamet günü&#8221; ve &#8220;tarihin sonu&#8221; ile bir çok matematiksel ifade kullanıp birbirine bağlamasının tutarsızlıklarına değiniyorlar.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">Dokuzuncu bölümün</span> başlığında, dşünür Gilles Deleuze ve psikanalist Felix Guattari isimlerine rastlıyoruz. Michel Foucault&#8217;un da yüzyılın deleuze ile anılacağını ve onu &#8220;yücelerin yücesi&#8221; olarak nitelendirdiğini de baştan belirterek, kitapta yer alan bu iki insanın kaos, limit, riemann geometrisi, kuantum mekaniği gibi bir çok konuya felsefedeki görüşlerini aktarırken bilgiçlik tasladıklarını, kaos gibi konuları gerçek anlamıyla kullanmadıkları için yanılttıklarını, fiyakalı kuram olsun diye içine matematiği katmanın getirdiği yoz düşüncenin zararlarını, duyuların mantığını ya da kalkülüsün gizemli bir şekilde aktarılmasını deleuze&#8217;den dinlerken yaratılan akıl karışıklığının sorumlularından biri olduğunun farkına varması öğüdünü salık veriyorlar.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">Onuncu bölüm</span>; şehir tasarımcısı ve mimar ve teknoloji, hız, iletişim üzerine görüşleri olan Paul Virilio&#8217;a ayrılmış. Yine şehirleşmenin, coğrafyanın, tarihin &#8220;makroskopik zaman,  uzay, atom parçacıkları gibi ifadelerle süslenip alacalı bir hal aldığı görüşlerinin yine ilişkilendirme saçmalığı olduğu, hız gibi bir çok konuda belirttiklerinin bir jargon çorbasından(hatta kalem ishali) ibaret olduğunu söylemekten çekinmiyorlar.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">Onbirinci bölüm</span>, -bana göre- dil açısından en yalın bölümlerden biri&#8230; Zira matematiğin ta kendisi mevcut. Başlık şöyle: &#8220;Gödel teoremi ve küme kuramı: kötüye kullanmanın örnekleri&#8221; Kristeva ve virilio&#8221;daki entelektüel görünme çabasıyla gödel teoremini buna yakışıksız bir şekilde alet etme şekline binaen, toplumsal konuların eleştirmeni olarak tanıtılan Regis Debray&#8217;in &#8220;Siyasi düşüncenin eleştirisi&#8221; adlı kuramsal öğeler içeren kitabında, ünlü felsefeci Michel serres&#8217;in bunu yüceltme yazınında, yine bir başka felsefecialain Badiou&#8217;nun öznenin kuramı adlı yapıtındaki Lacancı psikanalizi, matematiksel küme kuramını ve Badiou siyasetini birleştirip bunun temellerinden birini de sürey hipotezi dayandırılmasının yine tam anlamıyla saçmalık olduğunu matematik diliyle gösteriyorlar.</p>
<p>Son söz kısmına gelirsek, muğlak ifadelerin, postmodern söylemlerin, disiplinlerarası ilişkilerin bağnaz ve kökten kuşkucu olmaması gerektiği, yine bilimsel yöntem izlemenin ve bunun üzerine çıkarım yapmanın insanlığa, düşünceye, zaman kazancına olumlu katkılar yapacağına dair görüşler mantıklı bir şekilde yazarlarımız tarafından aktarılmış. Matematik ve fizik gibi pozitif bilimlerin üstelik ispatların çok çok önemli olduğu bu bilim dallarının, sosyal bilimlerde bu denli, kendi disiplinlerinin bulunduğu çerçevede sansasyonel bir etki bırakmak için kullanılmasının ve okurun zaten anlamayacağını bilip entelektüel görüntüsünü daha üst düzeye taşıdığını zannettiği maskeyi takıp, yeni söylevlerini dinlettirmek için malzeme olarak içi boş gözüktüğünün anlatıldığı bu kitapta, uzun uzun incelenmesiyle anlaşılabilecek pozitif bilim istismarının yapılmaması gerektiğinin gerçekliğini delilleriyle ortaya koyduklarından, bilim adına hoşnut olduklarını belirtiyorlar. Burada postmodernizmin tehlikeli bir akım olduğuna dair sonuç olarak gösterilebilecek ve kişisel görüşüm olarak da haklı bulduğum ve sonuçlarından yakındığım üç olumsuz etkiyi sıralıyorlar: ilki, beşeri bilimlere zaman kaybettirmek, ikincisi, gericiliği destekleyen bir kültürel akıl karışıklığı yaratmak ve sonuncusu, siyasi solu zayıflatmak&#8230;</p>
<p>Sonlara doğru kitap, duygusallık sezdiğim bir noktaya varıyor. Kendilerinin eleştirilmesini, feministleri, eşcinselleri, toplumsal muhafazakar marksist olarak tanımlamış şekilde algılatılmak istendiklerini ve açıkça hedef olarak gösterildiklerini belirtiyorlar. Çağın yeni bir sorunu olarak değerlendirilen marjinalliğin kurumsallaşması konusunda da üstü kapalı göndermelerle ve içine dini yoz politikaları da katarak düşünmeye davet ediyorlar herkesi.</p>
<p>Ek bölümünde ise; tertipledikleri kuantum ve newton mekaniğine, türevsel topolojiye, katmanlı uzay yapısına, kuantum yapısına, klasik genel göreceliik hermenötiğine dair bilimsel görüş safsatası olan ve sokal vakası olarak anılmasına sebebiyet veren makalenin tam metnini ve Social Text&#8217;de yayınlanmasından sonra bunun safsata olduğunu uzun uzun anlatan Sokal&#8217;ın yazısını okuyarak kitaptan tatmin olmuş bir şekilde ayrılıyoruz. [güncel takibi için bkz: <a href="http://www.physics.nyu.edu/">www.physics.nyu.edu</a>]</p>
<p>Sonuca bağlarsak; kitap benim gözümde yaşanan dünyanın dışında gerek pozitif bilimlerin gerekse sosyal bilimlerin birbirlerini nasıl baltaladığının perde arkasına bir örnek ve satın aldığımız kitaplar ve içeriklerine bakıp etkilenip yeni bir bilgi, görüş, bakış açısı edinebileceğimizi düşündüğümüz zaman bile bunun gerçekliğini, anlam görüntüsünü sorgulayamacağımız bir kollektif şuursuzluk içerisinde olduğumuzun, tekrar, güçlü saptamalarla ve araştırmalarla aktarıldığı, &#8220;Gödel Escher Bach&#8221;ı kategori dışında tutarak, son 5 senede felsefedeki önemine ve matematiksel yazına dair en aykırı, en düşündürücü, en güncel ama çok usta bir hamleyle maske düşüren kitaptır.</p>
<p>Unutmadan söyleyelim ki yazılarında ve söylemlerinde kitapta incelemeye alınan ve eleştiriye tabi tutulan kişilere ait görüşlerin, Türk entelektüel çemberinde bilinen bazı kişiler tarafından, dillerinde pelesenk olarak kullanıldığı ve tam anlamıyla manasını bilmeden tekrarladıkları bu düşüncelerin, bu kitap sayesinde, yüzlerine kitaptan gayrı vurulduğunu da aldığımız istihbarata göre belirtmek doğru olur.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/rehabasogul.wordpress.com/15/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/rehabasogul.wordpress.com/15/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/rehabasogul.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/rehabasogul.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/rehabasogul.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/rehabasogul.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/rehabasogul.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/rehabasogul.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/rehabasogul.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/rehabasogul.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/rehabasogul.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/rehabasogul.wordpress.com/15/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=rehabasogul.wordpress.com&blog=250182&post=15&subd=rehabasogul&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/02/29/son-moda-sacmalar-alan-sokal-ve-jean-brichmont/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/rehabasogul-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Reha Başoğul</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://bp1.blogger.com/_nVO5Sfo0ZQY/R8iLNwgA0yI/AAAAAAAAAPY/owoKLuDjk7M/s200/sonmodasacmalar.gif" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Sokal Vakası</title>
		<link>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/02/27/sokal-vakasi/</link>
		<comments>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/02/27/sokal-vakasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Feb 2008 22:58:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Reha Başoğul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://rehabasogul.wordpress.com/2008/02/27/sokal-vakasi/</guid>
		<description><![CDATA[
Sokal Vakası, Amerikan Kültür Çalışmaları dergisi Social Text&#8217;te yayınlanan, aslında postmodernlerin birbirinin ne dediğinden hiç anlamadığını ve hatta anlamak istemediklerini ortaya koyan, bir postmodernizim eleştirisi getirmek için amaçlanmış bir skandal, deney, mizansen, parodi olarak tanımlanabilir.
Amerikalı fizikçi Alan Sokal tarafından, akademik çevrelerin postmodernizme bir kurtuluş ve bir çıkış noktası olarak neredeyse iman ettiği noktaya gelinmesi sonucu, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><a href="http://bp1.blogger.com/_nVO5Sfo0ZQY/R8iPuwgA0zI/AAAAAAAAAPg/Xo94NjgyzWA/s1600-h/sokal.jpg"><img src="http://bp1.blogger.com/_nVO5Sfo0ZQY/R8iPuwgA0zI/AAAAAAAAAPg/Xo94NjgyzWA/s400/sokal.jpg" style="display:block;text-align:center;cursor:pointer;margin:0 auto 10px;" border="0" /></a><br />
Sokal Vakası, Amerikan Kültür Çalışmaları dergisi Social Text&#8217;te yayınlanan, aslında postmodernlerin birbirinin ne dediğinden hiç anlamadığını ve hatta anlamak istemediklerini ortaya koyan, bir postmodernizim eleştirisi getirmek için amaçlanmış bir skandal, deney, mizansen, parodi olarak tanımlanabilir.</p>
<p>Amerikalı fizikçi Alan Sokal tarafından, akademik çevrelerin postmodernizme bir kurtuluş ve bir çıkış noktası olarak neredeyse iman ettiği noktaya gelinmesi sonucu, bu kör imanı kanıtlamak için &#8217;social text&#8217;te literatürde çok rastlanan çalışmaların bir taklidi ama kendisinin ifadesiyle safsata olan sınırların aşımı kuantum yerçekiminin dönüşümsel bir betimlemesine doğru adlı makalesinii yollayıp, derginin bunu ciddiye alıp, üstelik postmodernizmi ve toplumsal kurulmuşluk tezini eleştiren düşüncelere karşı seçkin bilim adamlarının verdiği yanıtlara ayrılmış özel bir sayısında yayınlanması sonucu bilim camiasında fırtınalar koparmış bir olguyu sorgulattırmıştır. Bunu da Bertrand Russell&#8217;ın ağzından dile getiriyorlar:</p>
<p><span id="more-14"></span></p>
<p>&#8220;Genellikle insanların kontrolü dışındaki olgulara bağlı olarak belirlenen &#8216;gerçek&#8217; kavramı, şimdiye dek felsefenin gereken alçakgönüllük öğesini barındırma yollarından birisi olmuştur. gururun karşıtı olan bu ölçüt ortadan kalktığı zaman bir tür deliliğe doğru bir adım daha atmış olur: Felsefeye fichte ile bulaşan , felsefeci olsun ya da olmasın modern insanın yatkın olduğu güç ve iktidar hastalığı, bunun zamanımızın en tehlikeli hastalığı olduğuna, istemeyerek de olsa buna katkıda bulunan bir felsefenin ciddi toplumsal bir felaket yaratacağına inanıyorum.&#8221;[russell, batı felsefesi tarihi, 1961a sf. 782]</p>
<p>Makalenin tamamı, bu ve bunun gibi postmodernizm eleştirisi barındıran incelemeler, Sokal ve Belçikalı fizikçi Jean Brichmont tarafından yazılan son moda saçmalar kitabında da bulunabileceği gibi bir kaç başlık ve biraz da yazarın safsata olduğuna dair görüşlerini alıntılamak, hakkında bilgi vermesi açısından gereklilik arzediyor diye düşünüyorum:</p>
<p>Önce makalenin gerçek metninden bir alıntı yaparsak:<br />
&#8220;Yirmi yıldan beri eleştirel kuramcılar arasında modernist ve postmodernist kültürün nitelikleri konusunda yoğun bir tartışma sürüyor. Son yıllarda bu tartışmalar doğa bilimlerinin sorduğu özgün sorular üstünde yoğunlaştı. Son zamanlarda madsen ve madsen modernist ve postmodernist bilimin niteliği üstüne açık anlaşılır bir özet sundular. postmodern bilim için iki ölçüt önerdiler:</p>
<p>&#8216;bilimin postmodern olarak nitelenebilmesi için basit bir ölçüt, herhangi bir nesnel gerçeklik kavramına dayanmıyor olmasıdır. bu ölçüte göre niels bohr ile kopenhag okulunun kuantum mekaniğindeki tamamlayıcılık yorumu postmodernist olarak görülebilir.&#8217;</p>
<p>bu açıdan kuantum yerçekimi postmodernist bilimin açıkça en iyi örneğidir. ikincisi,</p>
<p>&#8216;postmodern bilim için temel olan diğer kavram ise cinsiyet kavramıdır. postmodern bilimsel kuramlar, kuramın tutarlılığı ve kullanılabilirliği için esas olan kuramsal öğelerle kurulurlar.&#8217;&#8221;</p>
<p>Makalenin başlıkları ve Sokal&#8217;ın neden vakanın safsata olduğuna dair bir kaç ifadesini alıntılarsak;</p>
<p>Sınırların aşımı: kuantum yerçekiminin dönüşümsel bir betimlemesine doğru<br />
- giriş<br />
&#8220;buradaki &#8216;post kuantum bilimindeki karşı söylemler&#8217;, kanallandırma, kristal tedavisi, morfogenetik alanlar ve bir çok başka new age hevesleri üstüne edebiyat yapmaktan başka bir şey değildir.&#8221;(sokal, son moda saçmalar, sf. 276)</p>
<p>- kuantum mekaniği: belirsizlik, tamamlayıcılık, süreksizlik ve birbirine bağlılık<br />
&#8220;&#8230;porush ile ilgili 13. dipnot kaba ekonomizm üstüne bir şakadır. aslında yarı-iletkenler fiziğine dayanan çağdaş teknoloji, kuantum fiziğine kopmaz biçimde bağlıdır.&#8221;(sokal, son moda saçmalar, sf. 277)</p>
<p>- klasik genel göreceliğin hermenötiği<br />
&#8220;bu bölümün asıl amacı sözü usulca makalenin ilk abuksabuk alıntısına, derida&#8217;nın görecelik üstüne dediklerine(einstein&#8217;ın sabiti sabit değildir..&#8221; sözüne) getirmektir. bu sözün ne anlama geldiğine dair hiçbir fikrimiz yok.- derrida&#8217;nın da bir fikri yok.- aam bu kötüye kullanım için bir toplantıda bir kereye mahsus ve sözlü olarak dile getirildiği için üstünde durmayacağız. derrida&#8217;nın alıntısından hemen sonra gelen ve giderek artan bir saçmalık sergileyen paragraf ise en sevdiklerimizden biridir. pi gibi matematiksel sabitler zamanla değişmezler, zamanın kendisiyle ilgili düşüncelerimiz değişse bile.&#8221;(sokal, son moda saçmalar, sf. 279)</p>
<p>- kuantum yerçekimi: sicim, dalga ya da morfogenetik alan mı?<br />
&#8220;bu bölümdeki ilk büyük gaf, &#8221; değişme özelliği olmayan(dolayısıyla doğrusal olmayan) sözü üstünedir. kuantum mekaniği, kesinlikle doğrusal olan ama değişme özelliği olmayan işlemciler kullanır. bu şaka makalenin gelecek bölümlerinde alıntıladığımız markley&#8217;in bir metninden esinlenmiştir.&#8221;(sokal, son moda saçmalar, sf .279)</p>
<p>- türevsel topoloji ve tektürelik<br />
&#8220;bu bölümde makaledeki ikinci yetkin saçmalık ortaya çıkıyor: lacan&#8217;ın psikanalitik topolojisi. lacan&#8217;ın topolojisini film eleştirisine ya da aids&#8217;in psikanalizine uygulayan yazılar ne yazık ki gerçekten yazılmıştır. düğüm kuramının çağdaş fizikte- witten ve diğerlerinin gösterdiği gibi- enfes uygulamaları vardır ama bunların da lacan ile hiçbir ilgisi yoktur.&#8221;(sokal, son moda saçmalar, sf .280)</p>
<p>- katmanlı uzaylar kuramı: bütün(delik)ler ve sınırlar<br />
&#8220;&#8221;73. dipnot bilerek abartılmıştır ama siyasi ve ekonomik iktidar kavgalarının bilimin birilerinin çıkarına teknolojiye dönüşmesini derinden etkilediği düşüncesi bizim de ilgimizi çekmiştir&#8230;. hardy, matematiğin hiçbir uygulaması olmayan bir alanında çalışmakla övünür. (bu göndermede bir ironi var. hardy, 1941&#8242;de kendince, bilimin hiçbir zaman askeri uygulaması olamayacak iki dalından söz ediyor: sayılar kuramı ile einstein göreceliği. falcılık gerçekten zor bir iş.&#8221;( (sokal, son moda saçmalar, sf .281)</p>
<p>- sınırların aşımı ve özgürlükçü bir bilime doğru<br />
&#8220;bu bölüm, bilimle ilgili büyük akıl karışıklıkları ile siyaset ve felsefeyle ilgili tümüyle özensiz düşünce biçimlerini içeriyor.&#8221; ((sokal, son moda saçmalar, sf .281)<br />
&#8221; schwartz&#8217;ın kitabının (104. dipnot) başlığında geçen &#8220;radon&#8221; sözcüğü bir matematikçinin adıdır. bu kitap saf matematik üstünedir ve nükleer enerjiyle ilgili hiçbir ilişkisi yoktur.&#8221;(sokal, son moda saçmalar, sf .282)</p>
<p>Alan sokal, makalesindeki tüm göndermelerin, alıntıların asıllarına sadık olduğunu belirterek, metnin içine gizlenmiş bir çok şakayı da okurun keyfine bırakıyor.</p>
<p>Bu makalenin tamamına ingilizce olarak,<br />
<a href="http://www.physics.nyu.edu/"></a><a href="http://www.physics.nyu.edu/faculty/sokal/transgress_v2/transgress_v2_singlefile.html"><span style="font-weight:bold;">bu</span></a><span style="font-weight:bold;"> </span>adrese,</p>
<p>Türkçe olarak;<br />
Son Moda Saçmalar kitabına(kitap incelemem için <a href="http://rehabasogul.blogspot.com/2008/02/son-moda-samalar-alan-sokal-ve-jean.html">tıklayınız</a>.),</p>
<p>Alan Sokal&#8217;ın diğer çalışmalarına ve sokal vakası ile ilgili kritikler için ise;<br />
<a href="http://www.physics.nyu.edu/faculty/sokal/index.html#papers">bu</a> adrese başvurulunabilir.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/rehabasogul.wordpress.com/14/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/rehabasogul.wordpress.com/14/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/rehabasogul.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/rehabasogul.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/rehabasogul.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/rehabasogul.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/rehabasogul.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/rehabasogul.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/rehabasogul.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/rehabasogul.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/rehabasogul.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/rehabasogul.wordpress.com/14/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=rehabasogul.wordpress.com&blog=250182&post=14&subd=rehabasogul&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/02/27/sokal-vakasi/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/rehabasogul-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Reha Başoğul</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://bp1.blogger.com/_nVO5Sfo0ZQY/R8iPuwgA0zI/AAAAAAAAAPg/Xo94NjgyzWA/s400/sokal.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Hayatı yeniden anlamlandıran kuram: Bayes kuramı</title>
		<link>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/02/09/hayati-yeniden-anlamdiran-kuram-bayes-kurami/</link>
		<comments>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/02/09/hayati-yeniden-anlamdiran-kuram-bayes-kurami/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Feb 2008 13:23:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Reha Başoğul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kavramlar]]></category>

		<category><![CDATA[Matematik]]></category>

		<category><![CDATA[Bayes Kuramı]]></category>

		<category><![CDATA[bağımlı olasılık]]></category>

		<category><![CDATA[Laplace]]></category>

		<category><![CDATA[Rastlantı]]></category>

		<category><![CDATA[Thomas Bayes]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://rehabasogul.wordpress.com/2008/02/09/hayati-yeniden-anlamdiran-kuram-bayes-kurami/</guid>
		<description><![CDATA[
Etrafımızdaki her türlü olayda kullanılan, 1763&#8242;de Thomas Bayes tarafından Royal Society dergisinde &#8216;Essay towards solving a problem in the doctrine of chances&#8217; (rastlantısallık doktriniyle problem çözümü) makalesiyle ortaya konan ve sonrasında Pierre Simon Laplace tarafından geliştirilen ve çağdaş yaşamın içine dahil edilen olasılık kuramı&#8230;
Raslantısal bir olayın gözleminden önce, öne sürülen varsayımlara ilişkin olasılıkların değerlendirilmesine dayanan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div style="text-align:center;"><img src="http://www.psi.toronto.edu/images/figures/AS_Bayes_FG2.png" alt="Bayes" border="1" height="324" width="311" /></div>
<p>Etrafımızdaki her türlü olayda kullanılan, 1763&#8242;de Thomas Bayes tarafından Royal Society dergisinde &#8216;Essay towards solving a problem in the doctrine of chances&#8217; (rastlantısallık doktriniyle problem çözümü) makalesiyle ortaya konan ve sonrasında Pierre Simon Laplace tarafından geliştirilen ve çağdaş yaşamın içine dahil edilen olasılık kuramı&#8230;</p>
<p>Raslantısal bir olayın gözleminden önce, öne sürülen varsayımlara ilişkin olasılıkların değerlendirilmesine dayanan bu istatiksel çıkarım yöntemine örnekler verirsek;</p>
<p><span id="more-13"></span>Orhan pamuk&#8217;un, Nobel ödülü alma olasılığı %68&#8242;dir. piyasanın kar romanının talepleri karşılama olasılığı ise ;</p>
<p>1- nobel alırsa %55<br />
2- nobeli alamazsa %90&#8242;dir.</p>
<p>buna göre &#8216;kar&#8217; romanın zamanında talebi karşılama olasılığı nedir?</p>
<p>cevap bayes kuralıyla hesaplanır ve %66 olarak bulunur.</p>
<p>daha içimizden bir örnek verirsek;</p>
<p>herhangi bir blog&#8217;daki girdilerin %70&#8242;i ansiklopedik bilgilerden, %30&#8242;u ise geyik girdilerden oluşmaktadır. ansiklopedik bilgilerin %83&#8242;ü kurallara uygunken, geyik girdilerin %63&#8242;ü kurallara uygundur. &#8216;rasgele&#8217; bir girdi seçilmesi halinde ise girdinin kurallara uygun olduğu gözüküyorsa, bu girdinin geyik girdi olma olasılığı nedir?</p>
<p>cevap: %25&#8242;tir.</p>
<p>bayes kuramının oldukça geniş bir alana hitap etmesine örnek olarak, pazarlamada, tüketici analizlerinde, siyasi ya da sektörel stratejik kararlar alınmasında, savaş stratejilerinde, yazılım teknolojisinde, hukukta, suçlu tespitinde, tıpta, fizikte, kimyada, biyolojide, şifreleme güvenliğinde veya bir online yemek sitesinden sipariş verdiğinizde ya da köşedeki marketten siparişlerinizde, kargo alımlarınızda hep şirketlerin sizin evde olup olmadığınıza, kredi kartı ile ödeyip ödemediğinize veyahut sizin gerçekten alıcı olup olmadığınıza dair maliyet analizi yapıp buna göre fiyatlandırma stratejisine giderek ulaşım giderlerini fiyata dahil etmesinde kullanılan yöntemlerden biri olarak örnek verebiliriz.</p>
<p>bayes kuramının önemine ilişkin iki tarihi örnek verirsek ise, ingiliz matematikçi alan turing&#8217;in nazilerin enigma şifresini çözmesinde kullanılması, bir diğer örnek ise, kalp krizlerini %50 oranında azalttığını öne sürerek bir ilaç ürettiğini iddia eden bir ilaç şirketinin aslında risk olasılığının yanlış olduğu yine bayes kuramıyla gösterilmiştir.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/rehabasogul.wordpress.com/13/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/rehabasogul.wordpress.com/13/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/rehabasogul.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/rehabasogul.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/rehabasogul.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/rehabasogul.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/rehabasogul.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/rehabasogul.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/rehabasogul.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/rehabasogul.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/rehabasogul.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/rehabasogul.wordpress.com/13/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=rehabasogul.wordpress.com&blog=250182&post=13&subd=rehabasogul&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/02/09/hayati-yeniden-anlamdiran-kuram-bayes-kurami/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/rehabasogul-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Reha Başoğul</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.psi.toronto.edu/images/figures/AS_Bayes_FG2.png" medium="image">
			<media:title type="html">Bayes</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Gündelik Hayatımızın Tarihi - Kudret Emiroğlu</title>
		<link>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/02/09/gundelik-hayatimizin-tarihi-kudret-emiroglu/</link>
		<comments>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/02/09/gundelik-hayatimizin-tarihi-kudret-emiroglu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Feb 2008 13:16:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Reha Başoğul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kitap İncelemeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://rehabasogul.wordpress.com/2008/02/09/gundelik-hayatimizin-tarihi-kudret-emiroglu/</guid>
		<description><![CDATA[En sevdiğim bir şeylerin tarihi kitaplarından biridir. Kudret Emiroğlu&#8217;nun bu kitapta yararlandığı kaynaklar arasında Murat Bardakçı, Metin And, Besim Atalay, Bahaddin Ögel, Hasan Erel, İsmet Zeki  Eyüboğlu, Ahmet vefik Paşa,  Gökhan Akçura gibi isimlerin eserleri vardır ve kitap 32 ytl&#8217;den fiyatlanmıştır ve de kesinlikle alınmaya değer bir kitaptır. Ayrıca Mario Levi&#8217;nin &#8220;tüketici davranışları&#8221; dersinde anlatageldiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><a href="http://www.birkitap.com/foto/gundelik.jpg"><img src="http://www.birkitap.com/foto/gundelik.jpg" style="display:block;text-align:center;cursor:pointer;width:146px;height:226px;margin:0 auto 10px;" border="0" /></a>En sevdiğim bir şeylerin tarihi kitaplarından biridir. Kudret Emiroğlu&#8217;nun bu kitapta yararlandığı kaynaklar arasında Murat Bardakçı, Metin And, Besim Atalay, Bahaddin Ögel, Hasan Erel, İsmet Zeki  Eyüboğlu, Ahmet vefik Paşa,  Gökhan Akçura gibi isimlerin eserleri vardır ve kitap 32 ytl&#8217;den fiyatlanmıştır ve de kesinlikle alınmaya değer bir kitaptır. Ayrıca Mario Levi&#8217;nin &#8220;tüketici davranışları&#8221; dersinde anlatageldiği sevdiği eserler arasında olup insan-eşya ilişkisine dair proje makalemde zevkle kullandığım bir kaynaktır&#8230;</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/rehabasogul.wordpress.com/12/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/rehabasogul.wordpress.com/12/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/rehabasogul.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/rehabasogul.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/rehabasogul.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/rehabasogul.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/rehabasogul.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/rehabasogul.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/rehabasogul.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/rehabasogul.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/rehabasogul.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/rehabasogul.wordpress.com/12/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=rehabasogul.wordpress.com&blog=250182&post=12&subd=rehabasogul&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://rehabasogul.wordpress.com/2008/02/09/gundelik-hayatimizin-tarihi-kudret-emiroglu/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/rehabasogul-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Reha Başoğul</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.birkitap.com/foto/gundelik.jpg" medium="image" />
	</item>
	</channel>
</rss>